Yeşil Kalbimiz Yanıyor…Doğayla Savaşta Kaybeden Biz Olacağız (Mehmet Çoğ)

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
ENEZ YANGIN

Yaz mevsimi artık tatilin değil, korkunun adı oldu. Temmuz ve ağustos ayları, doğanın bize “artık yeter” dediği zamanlara dönüştü. Alev alev yanan ormanlar, sadece ağaçları değil, içimizdeki sessizliği de tutuşturuyor. Her yıl daha fazla uçak, daha fazla helikopter, daha fazla insan seferber oluyor. Ama neden hâlâ yanıyor ormanlar? Neden bu kadar çok çaba, bu kadar çok emek doğayı korumaya yetmiyor?

Doğayla Olan İlişkimizde Bir Sorun Var

Gerçek şu ki, doğayla iyi geçinemiyoruz. Onun sunduğu nimetleri paylaşmak yerine, kökünden söküp almak istiyoruz. Sahip olmanın peşine düşüp, anlamayı ve korumayı unutuyoruz. Bu yüzden doğa bize kızgın, bu yüzden bu kadar çok acı yaşıyoruz. Her yangın, her sel, her deprem doğayla olan yanlış ilişkimizi yüzümüze çarpıyor.

Kahramanlar ve Eksiklikler

Yanan ormanları söndürmek için hayatını hiçe sayan insanlar var. Lastiği patlamış traktörle su taşıyan köylüler, motoruyla bidonla su götüren kuryeler, her biri birer kahraman. Ama eksik kalıyoruz. Evet, mücadele ediyoruz ama ekipmanın yetersizliği, planlamadaki açıklar, sistemdeki zafiyet kahramanları yalnız bırakıyor. O yüzden bazen verilen onca rakam, alınan tüm önlemler anlamsızlaşıyor. Çünkü canlar gidiyor.

Yangının Sessiz Çığlıkları

Alevlerin arasında yok olan canlıların sessiz çığlıkları kulaklarımızda yankılanıyor mu gerçekten? Doğanın sunduklarını acımasızca tüketirken “daha fazlası lazım” diyenlerin sesi hâlâ yüksek çıkıyor. Ama sormak gerek: Bu tüketimin sonunda çocuklarınıza neyi miras bırakacaksınız? Gördüğünüz güzellikleri onlar göremeyecek, hissettiğiniz doğallığı onlar yaşayamayacak.

Doğa Affetmez

İnanın, doğa bir gün ayağa kalkacak. Ama o gün geldiğinde affetmeyecek. Ve o zaman biz değil, doğa kazanacak. Çünkü yok etmek yalnızca Tanrı’nın gücüdür, insanın değil. Siz taş yığınlarıyla oteller dikebilirsiniz, ama doğa orada yine bir gün yeşerecek. Küllerinden doğacak. Belki zaman alacak ama daha güçlü, daha güzel dönecek.

On Can ve Geriye Kalanlar

Yeşil kalbimizi korumak için can veren insanlar… Onlara ne diyeceğiz? Geriye kalanlara nasıl açıklayacağız? Hayatlarını otellerdeki birkaç dolar için mi feda ettiler sanıyorsunuz? Hayır. Onlar doğayı sevdikleri için savaştılar. Öyle öğrendiler, öyle yaşadılar.

Uçaklarımız var, helikopterlerimiz de. Ama yangına dayanıklı kıyafet vermeyi unutmuşuz. “Nasıl olsa kurtulamayacaklardı” diyemeyiz. Devletin görevi onların güvenliğini de sağlamak. Önleyemediğimiz felaketlerde, en azından koruyabilmeliyiz.

Mikro Önlemler ve Gerçekçi Eylem Planları

Yangınlar, seller, depremler… Önceden tam olarak engellemek mümkün değil. Ama sonrası için tedbir almamız şart. Ve artık sadece makro değil, mikro önlemlere odaklanmamız gerekiyor. Her afetin ardından öğreniyoruz, ama neden hep daha büyük acılarla?

Birkaç uçak ve helikopter yerine, mikro düzeyde daha akılcı yatırımlar yapılabilir. Modern bireysel ekipmanlar, erişilebilir stok alanları, hızlı müdahale için yerel hazırlık planları… Cami ve okullar gibi bilinen merkezler afet zamanında lojistik üs olabilir.

Yeşil Kalp Bir Beka Meselesidir

Nasıl ki sınırlarımızın güvenliği bir beka meselesiyse, ormanlarımız da öyledir. Onları korumak bir seçenek değil, zorunluluktur. Ormanı bilenler konuşsun, onlar yol göstersin. Biz de destek olalım. Lafla değil, planla. Gerçekçi, çözüm odaklı, uzmanlıkla hazırlanan planlarla…

Doğayı sevenler zaten üzerine düşeni yapıyor. Ama doğaya zarar verenleri yalnızca Allah’a havale etmek yetmez. Hukuk önünde de hesap sorulmalı, caydırıcı cezalar uygulanmalı.

Yeşil kalbimiz için savaşmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Doğa yine kendini onaracak. Ama biz ona ne kadar zarar verirsek, dönüşü o kadar geç olacak. Bu ülkenin yeşil kalbi hepimizin. Sahip çıkmazsak, nefes alacak yer bulamayacağız.

Makale, Edirneli yazar Mehmet Çoğ tarafından kaleme alınmıştır. Kendisi bazı yerel medya organlarında köşe yazıları yazmaktadır. Ayrıca kitapları da mevcuttur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *