
Türkiye’deki sağlık sistemi, özellikle acil servislerdeki aşırı yük altında zor günler geçiriyor. İstanbul’daki hastanelerin acil servislerinde, eylül-kasım dönemine kıyasla aralık-ocak aylarında günlük hasta sayılarında yaklaşık yüzde 50’lik bir artış gözlemleniyor. Bu durum, merkeze uzak ve yakın acil servislerde benzer oranlarda artış görülmesiyle, sadece bir şehrin değil, tüm ülkenin etkilendiğini gösteriyor.
2016’da acil servislerde muayene edilen hasta sayısı 92,6 milyon iken, 2021 sonunda bu rakam 129,5 milyona yükseldi. Acil tıp uzmanları, ekim sonundan nisana kadar enfeksiyon nedenli başvuruların yüksek olduğunu belirtiyor ve bu dönemin COVID-19, grip ve diğer virüs/bakteri enfeksiyonlarının en yaygın olduğu zaman olduğunu vurguluyor. Ancak aşılanma ve diğer önlemlerle bu artışın daha hafif atlatılabileceğini ifade ediyor.
Acil servislerin doluluğu, sağlık sisteminin kangrenleşen sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Kış aylarında enfeksiyonların eklenmesiyle birlikte krizin daha da büyüdüğünü belirten Karcıoğlu, düzensiz göç ve pandemiden sonra ekonomik hareketliliğin artışının hastanelere başvuruları artırdığını ekliyor.
Türkiye Acil Tıp Derneği (TATD) de acil servislerin aşırı yük altında olduğu uyarısında bulunuyor. Artık sadece acil durumlar için değil, sağlık hizmetine erken ulaşmak ve hatta rutin bakımları acil servislere giderek daha fazla başvurulduğunu belirtiyor. Bu durum, acil servislerin üzerindeki baskıyı artırıyor ve dernek, koridorlardaki yatakların kullanılmasının hastaların bakım süreçlerini olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.
TATD, bu sorunların çözümü için hastane yöneticileri, doktorlar, politika yapıcılar ve ilgili tüm paydaşların bir araya gelerek kalabalığı azaltmanın, hasta akışını iyileştirmenin ve yüksek kalitede acil sağlık hizmeti sunmanın yollarını bulması gerektiğini vurguluyor.
