Anasayfa » Blog » Saros’un Sessiz Cenneti Uzunkum’da Geçen Bir Gün ve İzlenimler
Saros’un Sessiz Cenneti Uzunkum’da Geçen Bir Gün ve İzlenimler
"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
Kendini Temizleyen Deniz: Saros Körfezi
Türkiye’nin batısında, Ege’nin kuzey ucunda yer alan Saros Körfezi, yalnızca güzelliğiyle değil, doğanın eşsiz işleyişiyle de dikkat çekiyor. Dünyada kendi kendini temizleyebilen sayılı denizlerden biri. Bu özelliği sayesinde berraklığıyla, canlılığıyla ve renkleriyle insanı içine çeken bir maviye sahip. İşte bu mavi kıyının sakinlerinden biri: Uzunkum. Göreni şaşırtan, girmeden etkileyen, girdikten sonra çıkmak istemeyeceğiniz kadar dingin bir sahil.
Edirneli yazar Mehmet ÇOĞ aşağıda anlattığı bölgeye bir kaçamak yapmış eşiyle birlikte ve gördüklerini de güzel / akıcı bir dille herkesle paylaşmak istemiş. Bu tip paylaşımların çok değerli olduğuna inanarak biz de yazısını web sayfamızda yayınlıyoruz. İnanıyoruz ki Saros esasında çok değerli olan ama maalesef Edirnelilerin bile kıymetinin farkında olmadığı bir nimet… Tabii bu arada görevi Edirne’yi turizm açısından çok daha üst noktalara taşıma görevi olan Edirne Belediyesi ve Kültür Turizm Müdürlüğü’nün de bu konuda ne kadar farkındalık sahibi olduğu açık şekilde anlaşılıyor, bizce.
Bakın Mehmet ÇOĞ neler anlatıyor bizlere Saros Uzunkum denilen lokasyona yaptığı yolculuk ve orada geçirdiği zamanla ilgili olarak.
“Yazın Daveti: Deniz, Güneş, Kaçamak
Yaz günleri geldi mi sohbetler de hemen denize, kaçamaklara kayıyor. Not defterine iliştirilmiş gibi cümleler çıkıyor ağızdan: kumsal taşlı, denizkestanesi çok, güneş yakıcı… Bütçeye göre bir iki gün, imkâna göre biraz daha fazla kaçamak.
Çadırcı ruhu hâlâ içimiizde bir yerlerde ama yaş ilerledikçe o çadırı kurmak da toplamak da ayrı bir yük. Zamanında ticarete yeni başladığımda bir ustanın dediğini hatırlıyorum: “Uzağa gitme, önce çevrene bak, elindekini değerlendir.” Aynı mantıkla, önce yakın çevreyi gezmek lazım. Uzaklar sonra.
Mecidiye’den Başlayan Yolculuk
Erikli ve Enez hattı bir süredir yorar oldu. Giderek Çeşme’ye, Bodrum’a benzedi. Kalabalık, gürültü, telaş… Oysa Saros Körfezi’nde hâlâ saklı kalmış, az bilinen yerler var. Mecidiye bunlardan biri. Tabelayı takip ederek girilen yolda taş ocakları arasından geçiliyor, bir taraf İbrice Limanı, diğer tarafsa Uzunkum.
Köy kahvesinde kısa bir mola şart. Ucuz, iyi demlenmiş bir çay ve serin bir gölgede oturmak, hem bedenin hem ruhun hazırlığı gibi. Market, ihtiyaçları son kez uygun fiyata tamamlayabileceğiniz yer. Çünkü sahile yaklaştıkça fiyatlar da yükseliyor. Doğanın suyu bile pahalı artık.
Maviye Açılan Kapı: Uzunkum
Taşlar arasından geçilip sahile varıldığında Saros’un mavisi gözleri kamaştırıyor. Turkuaz, lacivert, cam göbeği… Her tonu bir anda göz önünde. Uzayıp giden koy, gökyüzüyle yarışıyor. Yoldan önce, “Deli Dumrul’un gişesi” diye anılan gişeden geçmek gerekiyor. Araç için giriş, kişi başı ücretler… Görevli arabanın içine bakıp sayıyor nazikçe, sohbetle karışık küçük bir gülümseme bırakıyor geriye.
İçeride şaşırtıcı (iyi anlamında) bir düzen var. Sakin, huzurlu, intizamlı. Kargaşadan uzak bir düzen kurulmuş belli ki. Kumun üzerine basılmasın diye sahil boyunca tahta yürüyüş yolları yapılmış. Ne kaba bir gürültü ne de göz tırmalayan yapılar var.
İki Ayrı Dünya, Tek Sahil
Sahil aslında ikiye bölünmüş. Bir taraf Beach alanı. Şezlonglar, çardaklar, yürüyüş yolları… Diğer taraf ise elindekini getiren, kendi hazırlığını yapan tatilcilerin bölgesi. Güneşin altında gölgelik bulamazsanız eğer, tuzlanıp gitmek işten bile değil. Bu arada tuvalet ihtiyacı da düşünülmüş.
İşletmenin henüz eleman eksikliği nedeniyle açamadığı bar alanı, biraz serinlemek isteyenler için ideal bir sığınak olmuş. Hatta bazı yerlerde çalışan bile bulunamıyor artık. İş yok diyenler için not: İş çok, sadece niyet yok.
Sessizliğin Bedeli: 1500 TL
Şezlong fiyatı sorulduğunda duyulan rakam dudak uçuklatıyor: Günlük 1500 TL. Tabii Beach bölgesi için. Oysa hemen yan tarafta havlusunu serip denize girenlerle aynı deniz, aynı güneş, aynı huzur. Fark, sadece tercih ve cüzdan boyutunda.
Bu arada deniz gerçekten harika. Çarşaf gibi. Ama denizkestaneleri konusunda uyarılar var. Ayakkabısız girmek pek önerilmiyor. Yine de suyun rengi, ısısı, berraklığı görülmeye değer. Hele o sessizlik… Beton yok, kalabalık yok, müzik bile kulağı tırmalamıyor.
Biraz da Rakamlar
Günün sonunda sahilin tadı damağa yerleşirken, bazı fiyatlar da akılda kalıyor. Deniz güzel ama ulaşmak da, kalmak da kolay değil artık. Fiyatlar şöyle:
Araç girişi 100 TL Kişi başı 50 TL Dondurma 100 TL Soda 80 TL Hamburger 420 TL Pizza ya da köfte 500 TL Şezlong ve çardak günlük 1500 TL
O nedenle, köyden alışverişi tamamlamak en mantıklısı. En azından serin suyu yanınıza almış olursunuz.
Son Bir Bakış, Son Bir Temenni
Dönüş yolunda denizi arkaya alıp yemyeşil tepelere bakıldığında insan içten içe düşünüyor: “Umarım bu alan hep böyle kalır.” Erikli tarafındaki yapılaşma, çadır-karavan kirliliği göz önüne gelince buranın kıymeti daha da artıyor. Bu doğal yapının, son kalelerin korunmasını diliyor insan.
Kimin kontrolünde olduğu, hangi kurumun sorumluluğunda olduğu önemli değil aslında. Önemli olan niyet. Betonlar arasında kaybolmamış, suyu temiz, müziği hafif, gölgesi gerçek bir deniz köşesi varsa hâlâ, buna sahip çıkmak herkesin borcu. Saros’un kendini yenileyen mavisine ve Uzunkum’un huzuruna kıymak istemeyiz.”