
Ne yalan söyleyeyim eski Türk romancılarının eserlerini okurken aldığım keyfi yenilerde pek alamıyorum, şahsen. Belki birkaç tane yeni hariç, örneğin Ayşe KULİN gibi.
Bir de söz konusu roman Osmanlı’nın son zamanları ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından filan kurgular anlatıyorsa tam da ‘’Yeme de yanında yat’’ misali keyif veriyor doğrusu.
Tabii böyle çok örnek var, hemen birkaç tane söyleyelim: Hıfzı Topuz, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Ali ve tabii ki Reşat Nuri Güntekin ve diğerleri…
Örneğin, fotoğrafta gördüğünüz 2 romanı okuma fırsatını buldunuz mu acaba?
Hıfzı Topuz’un ‘’Paris’te Son Osmanlılar’’ ve Kemal Tahir’in ‘’Esir Şehrin İnsanları’.
İnsan bu tip yazarları okurken, dalıp gidiyor o eski zamanlara, adeta bir sinema filmi seyredercesine. O kadar güzel tasvirler yapıyorlar ve zaman kalıplarını ve de tabii ki dili öyle mahir bir şekilde kullanıyorlar.
İşin güzel tarafı bir de o dönem hakkında bayağı bir bilgi sahibi oluyorsunuz, yani tarihinizi veya memleketin eski halini, gelenek görenek vesaire ile ilgili bilgi dağarcığınızı da geliştirmiş oluyorsunuz – ve tabii o devirde yaşanan bir çok olay da dahil buna.
Sizlerin de önerdiğiniz yazarlar var mıdır acaba?
