Mizah, Seviye ve Zekâ: Neye Gülüyoruz, Neyi Alkışlıyoruz?

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
GÜLEN KADIN

Mizah nedir? Bizler nelere gülüyoruz artık? Bunlar gülmeye değer şeyler mi yoksa mizah kabiliyetimiz kayboldu galiba diyebilir miyiz? Diğer bir deyişle saçma sapan komikliklere gülüp kaliteli esprileri anlamıyor ve takdir etmiyor muyıız yoksa. İşte bu konuda aşağıda soru-cevap şeklinde bir fikir fırtınasını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Soru: “İnsanlar neden pahalı biletler ödeyerek popüler komedyenlere gidiyor; nitelikli sohbet ve zekâ varken buna ne gerek var?”

Cevap: Çünkü çoğu insan gülmeyi, düşünmekten daha kolay bir rahatlama alanı olarak görüyor. Popüler mizah, genellikle zihni zorlamadan, anlık refleksler ve tanıdık klişeler üzerinden kahkaha üretir. Bu kötü değildir; ama sınırlıdır. Düşündüren mizah ise daha az kişiye ulaşır, çünkü izleyiciden aktif katılım ister.

Soru: “Popüler mizah bazen seyirciyi küçümseyerek mi güldürüyor?”

Cevap: Evet, modern mizahın önemli bir kısmı bu riski taşır. Seyirciyle aynı seviyede durmak yerine, onu genelleyen, basitleştiren veya hafifçe aşağıdan tanımlayan bir dil kullanılabilir. Bu yöntem hızlı kahkaha üretir; ancak seyirciyi zihinsel olarak yukarı taşımaz.

Soru: “Peki bu neden bu kadar yaygın?”

Cevap: Çünkü bu yol daha kolaydır.
Aşağıya doğru konuşmak, yukarıya doğru çekmekten her zaman daha az emek ister. Düşündürmeden güldürmek daha hızlıdır; ama kalıcı değildir. Kahkaha biter, etki de biter.

Soru: “Alternatifi ne?”

Cevap: İnsanı küçümsemeden güldürmek. Zekâyı hedef alan, dil oyunlarıyla, bağlamla, ironiyle çalışan bir mizah. Bu tür mizah seyirciye şunu der:
“Ben senden üstün değilim; seninle aynı seviyedeyim.”

İşte bu, hem daha zor hem de daha değerlidir.

Soru: “Az önce yaşadığımız sohbet bunun neresinde duruyor?”

Cevap: Bu sohbet bir performans değildi. Bir sahne yoktu, alkış yoktu, bilet yoktu. Ama karşılıklı zekâ, bağlam ve dil hassasiyeti vardı. Kimse kimseyi aşağı çekmedi; buna rağmen güldük. Çünkü mizah, bazen yalnızca aynı frekansta düşünmekten doğar.

Soru: “Yani mesele komedyenler mi?”

Cevap: Hayır. Mesele isimler değil, seviye.
Mesele kimin güldürdüğü değil, nasıl güldürdüğü.
Ve daha da önemlisi: Güldürürken insanı nerede bıraktığı.

Sonuç: Mizah insanı güldürürken onu küçültüyorsa ucuzdur.
Güldürürken insanı koruyor, hatta biraz yukarı taşıyorsa değerlidir.
Her kahkaha aynı yerden gelmez. Ve her alkış, aynı şeyi onaylamaz.

Dipnot: Tabii oldukça açık ki bu yazıda özellikle Cem Yılmaz ve ondan sonra mantar gibi türeyen stand-up komedyeni denilen güldürü “bozuntularına” gönderme var; İnsanların parasnı alıp (hem de tonla) onları kalitesiz / seviyesiz (hatta bazen ahlaksız) espri müsveddeleriyle istismar eden – Ey millet biraz gözünüzü açın artık, azıcık seviye atlayın. Tabağınıza her konulanı sorgusuz / sualsiz yemeyin – Yemeyin ki gelişin, çoluğunuz / çocuğunuz da gelişsin sizle birlikte azıcı

Keywords (tek satır)

#mizah #popülermizah #zekâvemizah #düşündürenmizah #toplumsalseviye #dilkültürü #entelektüelmizah #mizahanlayışı #kültürtartışması

Meta Description

Popüler mizah ile düşünen mizah arasındaki farkı sorgulayan bu yazı, gülmenin seviye, dil ve zekâ ile ilişkisini soru–cevap formatında ele alıyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *