Makale: 2025 “Aile Yılı” mı, Kadın Haklarında Geri Adım Yılı mı?

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
CEMİLE ÖZEKER

Edirne kentinde sosyal ve kültürel hayata önemli katkılarda bulunma yolunda önemli gayretler içinde olan Edirne KİGDER Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Cemile ÖZEKER hanımefendi bakın “Kadın Hakları” konusunda neler söylüyor;

“Aileyi güçlendirme adı altında kadınların hakları zayıflatılmak isteniyor

2025 yılı, Cumhurbaşkanlığı tarafından “Aile Yılı” ilan edildi. İlk bakışta kulağa olumlu gelen bu kararın arka planına bakıldığında ise, kadın hakları açısından ciddi soru işaretleri ortaya çıkıyor. Çünkü hem bu söylemler hem de yakında Meclis’e gelmesi beklenen 11. Yargı Paketi, kadınların birey olarak sahip olduğu hakları gölgede bırakabilecek düzenlemeler içeriyor.

 “Aile Bütünlüğü” Derken Kadının Bireyliği Göz Ardı Ediliyor

Aile Yılı kapsamında yapılan açıklamalarda sıkça “boşanmaların azaltılması” ve “aile yapısının korunması” hedefleri öne çıkarılıyor. Ancak bu hedefler, kadını yalnızca anne, eş ya da aile içindeki sorumluluklarını yerine getiren bir figür olarak konumlandırıyor. Kadının birey olarak, eşit yurttaş olarak varlığı ise çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Diyanet’in de bu süreçte yaptığı açıklamalarda “tesettür”, “iffet” gibi kavramlara sıkça yer verilmesi, kadına yalnızca dini ve geleneksel roller biçildiğinin bir göstergesi. Hatta İslami miras paylaşımı gibi konular üzerinden kadının eşit miras hakkı bile tartışmalı hale getiriliyor.

11. Yargı Paketi: Kadınlar İçin Alarm Zilleri Çalıyor

Yakında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi beklenen 11. Yargı Paketi, özellikle kadın hakları açısından endişe verici maddeler içeriyor. İşte bazıları:

  • Nafakanın Sınırlandırılması: Boşanma sonrası kadınların ekonomik olarak ayakta kalabilmesi için hayati olan süresiz nafakanın sınırlandırılması gündemde. Bu, birçok kadını maddi olarak savunmasız bırakabilir.
  • Zorunlu Arabuluculuk: Boşanma, mal paylaşımı ve nafaka gibi hassas konularda tarafların arabulucuya yönlendirilmesi, özellikle şiddet ya da baskı görmüş kadınlar için büyük bir risk taşıyor. Bu yöntem, kadının hakkını arama özgürlüğünü kısıtlayabilir.
  • Miras ve Mal Paylaşımında Uzlaşma Zorunluluğu: Erkek egemen aile yapılarında, bu tür bir uzlaşma çoğu zaman kadının aleyhine sonuçlanır. Kadınlar, hak ettikleri ekonomik payı alamama tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.
  • Kadına Yönelik Şiddet: İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması sonrası verilen “sert cezalar” söylemi, kadınlar için yeterli bir güven ortamı yaratmıyor. Şiddeti önlemede etkin ve bütüncül politikalar hâlâ eksik.
  • Çocuk Adaleti ve Evde İnfaz Düzenlemeleri: Teknik açıdan faydalı görünse de bu düzenlemeler, kadınların adalete erişimini kolaylaştıracak ya da onları güçlendirecek yapısal adımlar içermiyor.

Kadını Aileyle Sınırlamak: Eşit Yurttaşlığa Tehdit

Kadını yalnızca aile içindeki rollerle tanımlamak, onun toplumsal yaşamda, ekonomide, siyasette ve kamusal alanda eşit bir birey olarak var olmasını engeller. Bu bakış açısı, kadını kendi hayatı üzerinde söz sahibi olan bir birey değil; başkalarının sorumluluğunu taşıyan bir “yardımcı” konumuna indirger.

Bu yaklaşım, kadınların ekonomik özgürlüğünü, miras hakkını ve özgür yaşam tercihini doğrudan tehdit ediyor. Kadınların birey olarak kendi ayakları üzerinde durabilmesi için yıllardır verilen mücadele, bu tür düzenlemelerle zayıflatılmak isteniyor.

Biz Kadınlar Bu Geri Adımı Kabul Etmiyoruz!

Biz, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) çatısı altındaki kadınlar olarak, kazanılmış haklarımızın törpülenmesine seyirci kalamayız. “Aile Yılı” gibi kulağa masum gelen politikaların, toplumsal cinsiyet eşitliğini aşındırmasına izin vermeyeceğiz. 11. Yargı Paketi’yle birlikte gündeme gelen bu değişiklikler, kadınların zaten sınırlı olan haklarını daha da geri götürme riskini taşıyor.

Çünkü biz, haklarımızdan, hayallerimizden ve hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Kadınlar yalnızca anne, eş ya da “aile ferdi” değil; kendi kararlarını veren, eşit haklara sahip bireylerdir.

Son Söz: Kadınlar Varsa Gelecek Var

Aile elbette toplumun temel yapı taşıdır. Ama sağlıklı bir aile, ancak eşit bireylerden oluştuğunda mümkündür. Kadınların sesini kısmaya, haklarını budamaya çalışan hiçbir düzenleme, ne aileyi güçlendirir ne de toplumu ileri taşır.

Kadınların sesi susturulamaz, hakları geri alınamaz.
Birlikte daha güçlü, daha eşit ve daha adil bir gelecek için mücadeleye devam ediyoruz.”

Cemile ÖZEKER (Edirne KİGDER Kadın Dayanışma Derneği Başkanı)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *