
Instagram’ın gençler üzerindeki etkisi zaman zaman gündeme gelmeye devam ediyor. Bu arada özellikle de Facebook’un, yani Instagram’ın sahibi olan şirketin, gençlerin ruh sağlığına dair bazı önemli araştırma sonuçlarını kamuoyundan gizlediği iddiaları da ciddi yankı uyandırıyor.
Wall Street Journal’da yer alan bir habere göre, şirket içinde yapılan araştırmalar Instagram’ın gençlerde kaygı ve depresyon düzeyini artırdığını ortaya koymuş. Fakat bu sonuçların şirket tarafından paylaşılmadığı öne sürülüyor.
Bu durum, elbette birçok kişinin tepkisini çekmeye devam ediyor. Bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasetçiler, şirketin bu bulguları saklayarak kullanıcıların sağlığını ikinci plana attığını, asıl önceliğin kâr elde etmek olduğunu düşünüyor. Öte yandan şirket cephesi, bu araştırmaların zor ve karmaşık konuları anlamaya yönelik bir çaba olduğunu savunuyor. Yani iddiaları biraz daha yumuşatmaya çalışıyorlar.
Açıkçası sadece gençleri değil, yetişkinleri de düşündüğümüzde sosyal medyanın –özellikle Instagram’ın– etkilerinin oldukça güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Her gün idealize edilmiş hayatlar, mükemmel vücutlar ve sürekli mutluluk mesajları görmek, bir noktadan sonra insanı ister istemez kendisiyle kıyas yapmaya itiyor. Bu da hem ruh sağlığını hem de kişisel benlik algısını sarsabiliyor.
SOSYAL PLATFORMLARI ABARTMADAN KULLANMAKTA FAYDA VAR
Bu yüzden Instagram gibi platformları kullanırken dikkatli olmakta fayda var. Sosyal medya tamamen hayatımızdan çıkmalı demiyoruz elbette, ama mecbur kalmadıkça ya da gereğinden fazla zaman harcamamak, bu sanal dünyayı biraz uzaktan izlemek ruh sağlığımız açısından çok daha sağlıklı olabilir.Unutmayalım ki dijital dünya, biz ona ne kadar izin verirsek o kadar etkili olur. Kontrollü kullanım, belki de bu çağın en önemli dijital becerisi haline geliyor.
