İmralı heyeti Edirne’ye geliyor(muş)… “Haydi bakalım hayırlısı”

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
İMRALI HEYETİ

Evet Edirne basınında çıkan habere göre “İmralı heyeti Edirne’ye geliyor(muş)”. Biz de hayırlısı olur inşallah bakalım” diye ekleme yaptık bu habere.

Yaptık da, “Barış Meleği” (pardon barış elçileri) bu kişilerin Edirne’ye Selahattin Demirtaş’ı görmek ve bilgi vermek için gelmeleri olayı “MAALESEF” çok daha büyük bir planın minnacık bir parçası. Öyle bir plan ki “SIKINTI” dolu… Kimin aleyhine mi, tabii ki Türkiye’nin neticede… ve hatta esasında insanlığın aleyhine maalesef.

Bunlar, Türkiye kamuoyunu ve tabii bu arada Kürt kamuoyunda çok etkili bir figür olan Demirtaş’ın bu planın Türkiye ayağının yürütülebilmesi ve gerçekleşmesi konusunda ikna edilebilmesi için görevlendirilen kişiler şüphesiz ki.

Tamam da buradaki asıl / ana plan nedir acaba? Bunun farkında mıyız?

ABD’nin tabii ki İsrail’ile birlikte Orta Doğu’nun başına örmüş olduğu ve de gerçekleştirme yönünde neredeyse en son safhaya kadar uygulama başarısını gösterdiği bir hareket planından bahsediyoruz. Evet, evet bildiniz; “Büyük Ortadoğu Projesi” denilen melun plandan bahsediyoruz.

Daha önce dünyanın birçok bölgesinde olduğu üzere, özellikle son olarak da Gazze’de on binlerce günahsız insanı hiç acımadan katleden ve hedefi Orta Doğu’da İsrail’in güvenliğini sağlamak ve enerji kaynaklarına çökmek olan plandan bahsediyoruz. Maalesef Türkiye’yi de (kendi yanlış/eksik değerlendirmeleri neticesinde) içine çekmiş olan, yani bizim de (şu anda da görüldüğü üzere) hiç de lehimize olmayacak şekilde bulaşmış olduğumuz plandan bahsediyoruz.

Öyle bir plan ki, değişen şartlar neticesinde, devlet ömür boyu cezasıyla içeri çıktığı örgüt lideriyle mesai yapmak zorunda kalıyor. Dengeler, politikalar, verilen sözler, edilen yeminler vesaire hepsi havada kalıyor ve hatta sistem tam tersine işlemeye başlıyor adeta, “yeni açılım” başlığı altında (her ne kadar bugün başka bir ad kullanılsa da).

Özetle toparlarsak durum hakikaten çok ciddi şekilde – bugüne kadar olmadığı ölçüde – vahim. Zira muhtemelen Kürtçü parti (ve uğruna / birlikte çalıştığı oluşumlar) devletin bu yaklaşımını fırsat bilip koparabildiği kadar ödün koparmak peşinde olacaktır. Yani öyle ki bugün “Ana Dil” hürriyeti ile başlayan pazarlıklar bir süre sonra otonomi, bölgesel yönetim vesaire derken, muhtemeldir ki gün gelecek “Biz artık ayrılmak istiyoruz, bakın bizim devletimiz de var güneyde zaten, oraya ilhak olmak / katılmak istiyoruz” talebine kadar gidecektir. Bu durumu bizler yani belirli bir yaşın üzerinde olanlar görmeyecektir, muhtemelen. Ama hiç şüphe olmasın ki neticede planlanan ve de Batı Dünyası tarafından her türlü imkan kullanılarak destek verilecek olan nihai hedef budur. Yani SEVR’in hortlaması diye bahsedilir ya hani yıllardır, işte bu melun planın devreye girmesiyle neticede hedeflenen aynen de budur.

Bunun böyle olduğunu – yani Batı Dünyasının nihai hedefinin bu olduğunu – hiç şüphe olmasın ki şu anda ülkemizi yönetenler de çok iyi bilmektedirler. Fakat, iç politika ve iktidar kaygıları yüzünden bu tehlikeyi halkla paylaşmalarını beklemek fazlaca iyi niyet beslemek gibi görünmüyor mu acaba?. Onlar için öncelikli hedef iktidarı mümkün olduğunca en uzun süre sürdürebilmek olsa gerektir.

Bunları paylaşırken, şüphesiz ki bu güzel ülkenin en sonunda “gerçek” barış günlerine kavuşmasının ne kadar önemli olduğunu inkar etmek mümkün mü? Tabii ki değil. Bunun tüm millet ve ülke olarak bazı fedakarlıklar yapılması gerekecek midir? Şüphesiz ki evet. Ama, neyi ne için ne bedel karşılığında yaptığımızdan haberdar olmak kaydıyla.

Özetle durum şudur ki; “Lütfen herkes çok iyi bilgilensin, okusun,  dinlesin ve de kafasında bu olayı şekillendirsin. Ülkenin nelere maruz kalabileceğini bir kurgulasın aklında ve de seçim zamanı geldiğinde ona göre oyunu kullansın – ülkenin hayrı için, yoksa tuttuğu takım galip gelsin diye değil.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *