
Geçtiğimiz günlerde Antalya’da yapılan bir etkinlikte su krizi masaya yatırıldı. Konuşmacılardan biri Prof. Dr. Ayşe Muhammetoğlu, “Artık halı, balkon, araba yıkamak, bahçe sulamak gibi alışkanlıklarımızı terk etmemiz gerekiyor” dedi. Hatta daha da net söyledi: “Bunları hayatımızdan çıkarmak zorundayız.”
Açıkçası ilk okuduğunda “Yok artık, halıyı da mı yıkamayalım?” diyenler çıkacaktır, mutlaka. Ama biraz düşününce durumun ciddiyeti daha net anlaşılabilir. Türkiye artık su zengini bir ülke değil. Hatta “su fakiri” tanımına yaklaşıyoruz. Kişi başına düşen su miktarı sadece 1308 metreküp ve bu rakam, birkaç yıl içinde daha da düşecek. Bu çok ciddi bir uyarı.
Peki bu uygulama Edirne’de de gündeme gelmeli mi?
Antalya gibi sıcak ve turizm yükü fazla olan bir şehirde bu tarz yasaklar daha acil gibi görünüyor, evet. Ama şunu unutmamak lazım: Edirne de su kıtlığı yaşayan bir bölge. Özellikle yaz aylarında Tunca ve Meriç nehirlerinin debisi iyice düşüyor. Tarım desen var, yazlık nüfus desen artıyor, klima kullanımı da aldı başını gidiyor… Yani su tüketimi tavan yapıyor.
Hadi dürüst olalım, evde balkon yıkarken veya araba yıkarken hortumu biraz fazla açmıyor muyuz acaba? Halıyı kendimiz yıkayacaksak, litrelik değil, tonluk su harcıyoruz belki de. Artık bazı alışkanlıkları gözden geçirme zamanımız gelmiş olabilir mi?
Yasak mı çözüm, bilinç mi?
Bize kalırsa, önce bilinç kazandırmak lazım. Halı yıkamayı yasaklamak bir çözüm olabilir ama insanların neden yıkamaması gerektiğini anlatmadan bu tür yasaklar sadece tepki çeker. Özellikle kırsalda “Neden yasak?” sorusuna net cevap veremezseniz kimse dinlemez.
Yine de itiraf edelim; sıcak günlerde su sıkıntısını düşünmeden hortumu açıp yıkama yapmak biraz lüks kaçıyor. Edirne’de de bu konu gündeme alınmalı mı? Evet, kesinlikle alınmalı. Belki önce uyarılarla, kampanyalarla başlanmalı. Ama su tüketimi bu hızla giderse, yasaklar da kaçınılmaz olabilir.
Sonuç?
Su krizine karşı sadece Antalya değil, tüm şehirler önlem almak zorunda. Edirne gibi nehirlerle çevrili bir şehirde bile su kıtlığı yaşanıyorsa, işin ciddiyetini anlayalım artık. Balkon yıkarken bir daha düşünelim: “Gerçekten gerekli mi?”
Ya da halıyı yıkamak için başka çözümler mi bulsak
