Çok değerli edebiyatçımız Muzaffer İzgü hakkında bir paylaşım ve düşündürdükleri

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
MUZAFFER İZGÜ YAZAR

Facebook grubumuzda üyemiz çok değerli bir hanımefendi, güzel bir paylaşım yapmış. Söz konusu paylaşım çok değerli bir TÜRK AYDINI ve YAZARI hakkında; Muzaffer İZGÜ.

Doğrusu (oldukça önemli bir eksiklik olmak üzere) bizim de bilgi dağarcığımızda yer almıyormuş meğer bu çok önemli aydın. Kendisi hakkındaki bilgileri internet ortamında okuduktan sonra bu vesile ile paylaşımı yapan değerli hanımefendiye teşekkür edip aşağıdaki yazıyı da kaleme alma ihtiyacı hissettik.

“Paylaşımınızı okudum değerli hanımefendi. Çok da mutlu oldum, cehaletimi mini minnacık bir tık daha azaltma yönündeki katkınızdan dolayı. Yürekten teşekkür ederim.”

Esasında o kadar çok “öğrenecek” şey var ki belki de yaşam boyu öğrenemeyeceğimiz / veya farkına varamayacağımız. İşte onun için “mini minnacık” ifadesini kullandım. Hani adam (Sokrates) demiş ya “Bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir” diye, o kadar doğru ki…

Söz konusu değerli üyemiz sayenizde bu rahmetli güzel / çok değerli edebiyatçıyı tanımış oldum (azıcık da olsa). Biliyoruz, görüyoruz ki bu tip özel / değerli insanlarımızın toplumda daha çok ses getirmesi için yürekten çaba gösteren ilgililer / yetkililer pek de yok galiba, bu ülkede.

Bu güzel insanla ilgili link burada – isteyen açarak bilgi sahibi olabilir ve hatta dualarını gönderebilir kendisine.

ÜLKEDE CEHALET FIRTINASI VE KÖTÜ YETİŞMEKTE OLAN BİR NESİL

Bu arada ve bu vesileyle bir kere daha düşünmeden edemiyor insan; Ne kadar tuhaf / garip, lüzumsuz ve de hatta ZARARLI “TİP” (insan israfı da diyebiliriz, kibarca) varsa onlar hep ön plana çıkarılıyor, bilindiği ve görüldüğü üzere.

Hele hele bu sosyal medya, cahil cüheylanın eline düştükten sonra iş iyice çığrından çıktı (Instagram / Tik Tok filan en başta olmak üzere).

Az önce Sözcü’de okudum; Düşünebiliyor musunuz, 2 tane sosyal medya fenomeni(ymiş) cahil, “insan kılıklı” kadın, zıtlaştıkları için randevu veriyorlar birbirlerine… Ankara’da bir yerde buluşuyorlar. Bir tanesi yanında getirdiği tabanca ile diğerini ayağından vuruyor. Bu “gözü pek” cahil yanında erkek partnerini de getirmiş hatta, iyi mi?

Hırsa bakın, gözü karalığa bakın ve tabii cehalete bakın. Yahu bunların ikisinden de ne fayda gelir ki insanlık ve topluma, hatta yakınlarına (kötülük ve bela hariç)

Bunların ikisi de kadın ve sosyal medya fenomeni diye etiket taşıyor (yerin dibine batasıca fenomen yani)… ve bunları sosyal medyada takip eden on binler belki de yüzbinlerce zavallı KOYUN MEVCUT (koyunlar kusura bakmaz inşallah burada onların adını da geçirmek zorunda kaldığım için).

Bu tipler örneğin hakikaten de insan israfı… Yani sadece fenomenler değil, hani özellikle İNSTA paylaşımları var ya bol bol; “3-5 tane fotoğraf, bakın nerede yemek yedim, neler yedim, kimi tavladım, kimin kucağına oturdum, yeni arabam nasıl, tatilde deniz resimlerim vesaire vesaire…”

İnanılmaz bir görgüsüzlük, saygısızlık, utanmazlık ve cehalet fırtınası esiyor adeta. Bilinçsiz bir şekilde “Gördünüz mü bak ben neymişim” tarzında paylaşımlar. Kendini geliştirme ve insan / faydalı birey olmaya hiçbir katkı sunmayan ve üstelik tam aksine zarar veren sosyal medya faaliyeti vesaire. Günlük hayatta da pek de farklı değil ya.

Bütün bunlar neden mi oluyor? Gerçekten de tek bir yanıtı var; “Eğitim eksikliği, hatta daha da beterini söyleyelim eğitim yokluğu neredeyse”. Tabii neticesinde farkındalık (ve hatta vicdan) eksikliği… “Farkında bile olmadan” muhtemelen kompleksler ile yönetilme.

“Canım, bunlar okula gidiyor ya, hatta yakında Harvard’a da gidecekler belki de”…

Hiç fark etmez, altyapı yok, temelde ailede ve o çevrede alınan eğitim çöp resmen. Çünkü ona o eğitimi vermesi gereken aile de tamamıyla yetersiz, onlar da kötü eğitilmiş insanlar. İşte böyle zincirleme devam ediyor; Instagram, Tik Toklar vesaire ile avunuyor bu insan israfları maalesef.

BU CEHALET VE FARKINDALIK YOKSUNLUĞU YENİLEBİLİR Mİ?

Düzelir mi peki? Net cevap; ASLA ve HAYIR… Bu yöneticilerle, bu Milli Eğitim Sistemiyle, bu cahil ebeveynler, toplumun bunları kabul ederek – hatta baş tacı ederek – gösterdiği umursamazlık ile asla ve asla düzelmez ve gün geçtikçe de daha betere gider bu çöküş… ve gidiyor da zaten… batışa doğru.

Ne yapmalı peki? Bütün bu çaresizlik içinde ne yapabiliriz, ne yapmalıyız farkındalık sahibi bireyler olarak? Elimizden geldiğince çevremize ışık saçmaya çalışarak devam etmekten başka çaremiz yok (tabii bizde de mevcutsa o farkındalık)… Yani yola devam. Hani Allah’tan umut kesilmez misali pes etmeden… Sonuna kadar.

Ayrıca, bu ülkeye gerçekten de vatanını ve insanını seven liyakat sahibi, donanımlı ve yetenekli yöneticiler gelmesi için dua edip, böyleleri geldiği zaman da onları desteklemek ilk akla gelenler oluyor… “Tabii en başta oylarımızla”…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *