
Klasikleşmiş ifadeyle başlarsak eğer, Osmanlı’nın 2. Başkenti kadim şehir Edirne’nin dünya genelinde bilinirlik açısından hak ettiği noktanın çok uzağında olduğunu gören bütün gözler biliyor. Her ne kadar Edirne genelinde bazı çalışmalar yapılıyorsa da – ki bunların bazıları gerçekten büyük emek isteyen takdire layık çalışmalar – bu gayret yerel olmaktan öteye pek de fazla gidemiyor doğrusu. İşte bu yazı bu önemli konuyla ilgilidir.
Şüphesiz ki Edirne şehrinde yaşayan / buraya ait ve kendisini buralı olarak kabullenmiş olan birçok kentli ve/veya entelektüel bu şehre katkıda bulunmak adına (bazı istisnalar hariç olabilir tabii ki) gayret gösteriyor, gerek yazılar yazarak, gerek entelektüel etkinliklere katılıp konuşmalar yaparak vesaire.
Hatta bazı güzel insanlar da, örneğin aklımıza ilk gelenlerden biri çok değerli Sabriye Cemboluk ve Güngör Mazlum olmak üzere “Son Talika” ve benzeri muhteşem romanlar yazarak kent kültürüne ve bilincine büyük katkıda bulunuyorlar. Özellikle yerel yönetimin düzenlediği (tabii görevi icabı) ulusal etkinlikleri de unutmuyoruz tabii ki, Kırkpınar, Hıdrellez ve Gastronomi festivali gibi.
Ama gelin görün ki, bunların hiç biri üstelik de bu kadar yıldır geleneksel olarak gerçekleştirilmesine rağmen, bu yaz yapılan Avrupa U19 Kürek Yarışması kadar büyük bir katkı yapamıyor bu kentin uluslar arası düzeyde tanınmasına. Darılmak yok, gerçek bu maalesef.
Hani bir deyiş var ya “Kendin çal kendin oyna” diye, maalesef yukarıda bahsettiğimiz geleneksel etkinlikler bundan çok daha fazla bir katkı sağlamıyor neredeyse, yani bize bize (ulusal çaptan bahsediyoruz) eğlenmekten, kutlamaktan öte. Her sene bu kente gelen sınırlı sayıda yabancı turisti örnek göstermeyiniz lütfen, ki çoğu da Bulgar filandır zaten, muhtemelen. Hani nerede Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Danimarka, İspanya, Amerikalı vesaire gibi ülkelerden gelen yabancı misafirler, bu kadim kenti görüp tanımak (ve de sonra tanıtmak) için?
Neden başarılamıyor bu peki, hatta belki de bilinçli mi önemsenmiyor bu zayıf performans? Yanıt şöyle gelebilir hemen akabinde birileri tarafından; “Kardeşim, kentte daha fazla turist akımını kaldırabilecek altyapı mı var ki, bunu yazıyorsun?” Doğru söze can kurban, gerçekten de altyapı zayıf bu konuda önemli bir çıkış yakalayabilmek için. Malum; park yeri, tuvalet sorunu, düzgün ve denetlenen yiyecek yerleri, trafik vesaire.
Tabii ki bunları halletmek geceden gündüze yapılacak şeyler kadar kolay değil. Ama neticede gelen yönetimlerin bunu da görerek / bilerek göreve talip olmaları gerekir, değil mi? Kentin eksiklerini belirli planlar (tarih tespit edilmiş olarak) ve imkanlar dahilinde ve tabii öncelik sırasını da gözeterek süratle halletmek gerekmez mi? Bu görev yerel yönetimden başka kime ait olabilir ki? Yani dememiz odur ki turizmin gelişmesi için olması gereken altyapı imkanları plan dahilinde mümkün olduğunca hızlı şekilde halledilmelidir.
Diğer taraftan, görevi bu kenti tanıtmak veya diğer bir deyişle tanıtımına katkıda bulunmak olan bazı kuruluş (resmi veya değil) ve adı dernek olan hatta adlarında “turizm, tanıtım, kültür” gibi ifadeler bulunan gruplara bakıyoruz. Bunların da maalesef tüzüklerinde veya görev tariflerinde kayıtlı bulunan hususların, yani icra edilmesi gerekenin çok altında bir performans sergilediklerini gözlemliyoruz. Bazılarının ise ne yaptığından bile haberdar olamıyoruz, esasına bakarsanız.
Bunların önemli kısmı kentte yaşayan yani neredeyse doğrudan hemşerilere hitap eden etkinliklerde pay sahibi olabiliyor. Hatta hani bir deyiş vardır ya “ilkokul müsameresi” tadında / kıvamında etkinlikler oluyor bazıları adeta. (Not. Tabii ki ilkokul müsameresi son derece değerlidir, ama yeri ilkokuldur, orada kıymet ifade eder malum)
Burada gaye o sokak etkinliği yapıldığı sırada yoldan geçen 15-20 kişiye yiyecek dağıtmak değil, yüz binler ve hatta milyonlara ulaşabilmek olmalıdır. “Bunun için bütçe gerekir” diye mi düşündünüz? Hiç şüphesiz doğru; İşte onu bir şekilde temin etmek de bu satırların yazarı veya okurlarının görevi değildir doğal olarak. Göreve talip olanların, onu kabul edenlerin mesuliyetidir.
Özetle kent dahilinde yapılan çalışmaları izleyerek görüyoruz ki, Edirne şehrinin dış dünyaya tanıtımı son derece yetersizdir.
Şimdi lafı getirmek istediğimiz yere gelelim izninizle; Bu resmi kuruluş veya derneklerin yapamadığını, yani “EDİRNE” kelimesini dünyada duyurabilme işini en iyi yapanlardan biri kim biliyor musunuz? Uğur KAYGUSUZ isimli fotoğraf sanatçısı (INSTA LİNK). Bu kişi – ki aynı zamanda öğretmen – yaptığı fotoğraf çalışmalarını uluslar arası yarışmalara göndererek devamlı ödüller / mansiyonlar kazanıyor ki böylece Edirne’den katıldığına göre yarışmaya, “kentin adının bilinmesine” de katkı vermiş oluyor. Şaka filan değil, resmi kurumların gerçekleştiremediği bir başarıyı Edirne’ye sunmuş oluyor, dolaylı olarak, bir bakıma.
Diğer taraftan kentin internet üzerinde tüm dünya insanlarına tanıtımı konusuna gelirsek, bu noktada da maalesef eksik performans görüyoruz. Bu konuda yayın yapan Edirne.com.tr adresine sahip bir sayfa var – ki kabul edelim, bizce oldukça güzel oluşturulmuş. Fakat statik bir sayfa ve hareket yok.
İşte bu eksikli bulunan alanda şu anda ziyaret etmekte olduğunuz edirneturkey.com web sayfası on binlerce yabancıya ulaşabiliyor İngilizce yayın yaptığı ve sosyal medyada çok etkili paylaşımlar gerçekleştirebildiği için. Abartmadan söylersek, bu işle görevli olması gereken bazı resmi kuruluşlardan “muhtemelen daha etkin şekilde” Edirne’nin yabancılar nezdinde tanıtımına katkı veriyor. Yayınladığı İngilizce haberleri, makaleleri binlerce yabancı okuyup kent (veya etkinlikler) hakkında bilgi sahibi olabiliyor. Örnekler arasında Selimiye Camii, Sağlık Müzesi, Köprüler, Hıdrellez, Gastronomi Festivali, Kürek Yarışları gibilerini sayabiliyoruz. Bu web sayfasının 2024 yılındaki çalışmaları sayesinde, söz konusu değerlerimizi, çok fazla sayıda yeni yabancı da öğrenmek fırsatına sahip olmuş bulunuyor (henüz ziyaret etmemiş olsa da kenti).
Özetle toparlarsak eğer, Edirne’nin dış dünyada tanıtımına katkı vermek açısından; fotoğraf sanatçısı Uğur Kaygusuz, Edirne Haber Gazetesi ve Ted Okulu sahipleri (özellikle uluslar arası kürek yarışlarındaki organizasyon katkıları nedeniyle), EFOD Fotoğraf Derneği (her ne kadar daha ziyade Balkanlar faaliyet alanı gibi görünse de), Üniversite (düzenlediği konferanslar toplantılar nedeniyle) ve de EDIRNETURKEY.com web sayfası haricinde pek de etkin grup veya kişiler göremiyoruz doğrusu.
Bu arada bazı sanatçılar, örneğin minyatür el sanatlarıyla veya Edirnekari gibi geleneksel sanatları icra eden değerlerimiz de yok değil şüphesiz. Diğer taraftan tabii ki daha ziyade Edirne içinde önemli etkinlik gösteren entelektüel insan veya dernekler de mevcut ki bunlar arasında değerli çalışmalar yapan Yerel Tarih Grubu ve Araştırmacı Yazar Ender Bilar ve kendisinin yönettiği Edirne Kent Kültürünü Geliştirme Derneğini sayabiliriz, örneğin.
Yepyeni ve iddialı bir STK: Edirne Kadın İstihdamı ve Girişimcileri Derneği
Tam da bu noktada, güzel bir haber paylaşarak belirtelim ki, benzer konularda etkinlikler sergilemek üzere yeni bir dernek daha kuruldu pek yakında ve ümit ediyoruz ki kısa süre içinde bu grubun projelerini ve faaliyetlerini izleme şansımız olacaktır.
Derneğin adı “Edirne Kadın İstihdamı ve Girişimcileri Derneği”. Başkanı ise devlet hizmetinde ve sosyal projelerde oldukça başarılı faaliyetler yürütmüş olan ve çevresi tarafından sevilen Cemile ÖZEKER isimli değerli bir hanımefendi. Umuyoruz kısa sürede kentin değerine olumlu katkı yapacak gayretleri bizzat izleme şansımız olacaktır, hayırlısıyla. (Dernek hakkında ilgili yazı için tıklayın)
Gönül arzu eder ki bu kadim kentin dış dünyada çok daha fazla tanınması ve insanların buraya gelip gezerek takdirle ayrılması ve hatta buranın tanıtımını bizzat üstlenmesi için, ilgili / hatta bu işle görevli olması gereken kuruluşlar bu mesuliyetin bilincine vararak daha etkin çalışmaya başlarlar.
