
Yakın bir tarihte “Kartopu Enez Gönüllüleri Derneği” ile “Enez Sahil Sakinleri Derneği” iş birliğinde düzenlenen toplantıda, Edirne’nin tek sahil kasabası olan Enez’in yıllardır göz ardı edildiği ve bu durumun ciddi planlama eksikliğiyle birleştiği dile getirildi. Enez’in gelişimi için acil, kapsamlı ve kalıcı bir stratejiye ihtiyaç olduğu vurgulandı..
Bürokratik Süreksizlik
Dernek Başkanı Ulaş Demiray, sık sık değişen valilerin Enez’e yönelik projeleri sürdüremediğini, il müdürlüklerinin ise ilçeye özel projeler üretmediğini belirtti. 50 yılda Kültür Müdürlüğü’nün tek bir yatırım yapmadığını, Enez Kütüphanesi’nin ise yetersiz olduğunu örnek gösterdi.
İmar ve Planlama Eksikliği
Toplantıda, Enez’in kalkınabilmesi için nazım imar planının güncellenmesi gerektiği dile getirildi. Valilik, STK’lar, üniversiteler ve iş dünyasının katılımıyla yapılacak çok taraflı bir çalıştay önerildi. (Hatta bizce hiç şüphesiz Turizm Kültür Müdürlüğü kanalıyla Bakanlığın da katılımı gerekli)

Enez Limanı’nın Tescil Sorunu
Henüz resmi olarak liman statüsü kazanmayan Enez Limanı’nın, turizm ve ticaret için tam kapasite kullanılamadığı belirtildi. Limanın deniz ulaşımı açısından bölgesel bir merkez haline getirilmesi gerektiği vurgulandı.
Yunanistan ile Turizm Fırsatları
Aynı toplantıda, Semadirek Adası için uygulanan kapı vizesi uygulaması, Enez için önemli bir fırsat olarak görülüyor. Enez’den Bozcaada, Gökçeada ve Yunan adalarına deniz seferleri düzenlenmesi önerildi.
Kamu-Özel İş Birliği Modeli
Limanın işletilmesi için kamu-özel ortaklığıyla bir şirket kurulması, İl Özel İdaresi, çevre belediyeleri ve Enezli yatırımcıların bu yapıya dâhil edilmesi önerildİ.
Toplantıda, Enez’in yıllardır göz ardı edildiği ve bu durumun ciddi planlama eksikliğiyle birleştiği dile getirildi. Enez’in gelişimi için acil, kapsamlı ve kalıcı bir stratejiye ihtiyaç olduğu vurgulandı.
Editör Yorumu:
Yukarıda paylaşılan bilgi ve tespitlerin ışığı altında soruyoruz yetkililere:
“Türkiye’de birçok bölge eğer imkan olsaydı denize sahip olabilmek için şüphesiz çok büyük fedakarlık veya maliyete bile katlanırdı, denizin ne kadar büyük bir avantaj olduğunun farkında olarak…
Pekiyi, dünyanın en özel denizlerinden birine sahip olan (ki kendi kendini temizliyor malum) Edirne’ye baktığımızda ise ne görüyoruz pekiyi? Şehir yönetiminde söz sahibi olan kurumların neredeyse umurunda bile değil – veya daha iyi niyetli bir yaklaşımla bunlar bu büyük nimetin farkında değil. Haydi biraz daha olumlu düşünelim, imkanlar bu bölgede atılım yapmak için yeterli değil vesaire.
Ama durum sonuncu şık bile olsa, bu iş akıl ve yetki ile yani insanları / kurumları ve de gerekli fonları bir araya getirerek çözülebilir… Evet katiyetle çözülebilir, zira Edirne Türkiye’nin en zengin yarlerinden biri, hiç şüphesiz hem de. Ama bunun için vizyon, niyet akıl ve de gayret lazım.
Bunlar mevcut mu diye sorarasanız eğer, yanıtı siz verin isterseniz deriz biz de, yukarıda paylaşılanların ışığında en azından. Yine de bir tiyo verelim ama; “Gerçekten de çok yazık. Bu satırların yazarı bu kent ile ilgili yetkili makamda olmuş olsaydı, hiç şüphesiz aynaya bakktığı zaman (tabii ki allegori var burada / yani simgesel) kendinden utanırdı.
Ne diyelim inşallah yönetim pozisyonunda olanlar da yakın zamanda farkına varırlar.
Dip not: Hatırlayalım lütfen; Adamın biri Anadolu’nun ortasında, deniz olmayan bir yere plaj yaptı değil mi? Üstelik bizim denizimiz de mevcut hani 🙂
