
Edirne’de birçok dernek mevcut, muhtelif isimleri altında… Bunların sayısını dikkate aldığınızda “Aman ne iyi bu kadar çok dernek olması böyle küçük bir şehirde. Demek insanlarda yardımlaşma / fayda ve katkı yaratma bilinci bayağı bir kuvvetli” diye düşünebiliyorsunuz.
Ama gel gör ki durumun pek de öyle olmadığını görüyorsunuz biraz dikkat edip işine içine girince. Bir de bakıyorsunuz ki bunların çoğu adeta “TABELA DERNEĞİ” veya “yabancıların “ONE MAN SHOW” dedikleri “tek kişilik gösteri” – gösteriş de diyebiliriz hatta, daha da yakışır.
Evet tek kişilik derneklerden bayağı bir mevcut burada – her ne kadar kağıt üzerinde bunların kurulları filan mevcutsa da, hani formalite yerine gelsin diye. Neyse bugün bunlara pek dalmayalım da biz gerçekten de “DERNEK GİBİ DERNEK” olan bir gruptan bahsedelim..
Evet bu grubun adı DOSTELİ 22 DERNEĞİ. Anlaşıldığı kadarıyla bayağı bir üyesi mevcut – ki tabii hepsi gönüllü ve de “GÖNÜLDEN” aidiyet hisseden cinsten maşallah.
Bu grup yani derneğin şu andaki başkanı “tatlı” (sempatik) GİZEM Hanımefendi. İkinci Başkanı da ESVET isimli genç bir adam, işgüç sahibi. Gerçi Gizem Hanımın da çok önemli bir görevi mevcut, galiba engelli bireylere eğitim verme şeklinde filan. Bir de bizim tanışma, yani 3-5 kelime paylaşabilme fırsatı bulduğumuz AKIN KABTAN bey ver ki o da sanıyorum genel sekreter. Bu isimler tabii ki önemli zira gerçekten de görevlerinin gereğini hakkıyla yerine getiriyorlar. Ama işin güzel tarafı diğer bütün üyeler de canı gönülden hizmet edip neredeyse her şeylerini veriyorlar dernek faaliyetleri kapsamında.
DOSTELİ 22 birçok alanda hizmet veriyor. Bunların arasında en önemlisi ise hayvan dostu olmaları ve bu alanda inanılmaz hizmetler veriyorlar. Özellikle sokak hayvanlarının korunması ve barınması konusunda aklınıza ne gelirse mübalağasız daha fazlasını yapmak için çırpınıyorlar. Neredeyse (imkanlar dahilinde) dört dörtlük bir gayret içinde bu yürekli ve fedakar insanlar.
Keza insanlara yardım eden bir kolları da mevcut bunların vesaire vesaire.
Diyebilirsiniz ki “Bu yazıyı neden yazdın şimdi”. Hemen söyleyeyim. Çoğumuzun kendi keyfine bakmaktan başka canlıları (tabii ki yalnızca hayvan değil, hatta en başta insan) neredeyse görmediği / hatta bazen yok saydığı bir düzende bu “İNSANLAR” gerçekten tabiri caizse “kanları ve canlarıyla” uğraş veriyorlar “bir cana nasıl iyi gelebiiriz” diye. Para pul, mesai, çatışma / sürtüşme ve ne gelirse aklınıza, gerektiğinde onu da ortaya koyup bu idealleri / hedefleri doğrultusunda mücadele ediyorlar.
“Canım karşılığında da bir mükafatı / ödülü olur herhalde, öyle şey mi olur” diye düşünen olabilir tabii. Ama öyle düşünen yanılır işte zira yok öyle bir menfaat.
Fakat başka bir şey var hiç şüphesiz; “Vicdanlarının okşanması”, insan olduklarını hissederek mutluluk duymaları. Gerçekten de insana yakışan bir katkı yaparak gerçek insan olduklarını hissetmeleri. Üstelik bütün egolardan kurtulmuş olarak.
SONUÇ: Mesajımız Ne Peki?
Sonuç ne mi, ne diye mi böyle bir yazıyı kaleme aldık? “tek kişilik” kumpanya şeklinde, farkında olarak veya olmayarak esasında kendi egolarını besleyenler, “kapalı devre” dernekçilik oynayıp tatmin yaşayanlar (veya hatta belki de bazı menfaatler temin edenler) bu satırları okuyunca silkinip “Yahu hakikaten de öyle mi acaba” diye bir an bile olsa düşünürler ve bir değerlendirme yaparlar diye, belki.
Bir de daha da önemli olarak bu satırları okuyan vatandaşlar bu güzel insanları tanıyıp uzaktan da olsa en kuvvetli takdirlerini ve teşekkürlerini ve hatta dualarını göndersinler diye… ve de bu güzel insanlar herkese örnek olsunlar diye. Yetmez mi? Değmez mi?
Edirne kentinde böyle güzel insanlar da mevcut. Bilin istedik.
