Edirne “gerçek” bir dünya markası olabilir mi, siz ne dersiniz bu konuda?

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
EDIRNE-SLIDER-1SON YAZI

Başlıkta da görüldüğü üzere oldukça iddialı bir tartışma konusu ile ilgili bu yazı? “Edirne gerçek bir dünya markası olabilir mi? Bu satırların yazarı Edirneli değil, İstanbullu ve de oldukça yaş almış bir kişi. Edirne’ ile tek bağlantısı oğlunun yaklaşık 20 yıldır bu şehirde yaşıyor ve çalışıyor olması. Kendisi de yakın bir zamanda bu kente taşınmış bulunuyor.

Dolayısıyla, kentin bugünkü durumuna zaten alışmış hatta bunu kanıksamış (belki de kabullenmiş) olan içeriden birilerinin gözleri ile değil de, dışarıdan bakabilme ve bazı şeyleri daha açık görebilme durumu söz konusu oluyor.

Bu kişi “neler görüyor ve düşünüyor bu konuda” kısmına gelince;

Öncelikle tarihi açıdan Türkiye’nin en özel (hatta değerli) 3 şehrinden biri olan Edirne’nin hiç de hak ettiği bir yerde olmadığı çok açık görülüyor. 3 şehir derken tabii ki başta İstanbul, Bursa ve Edirne’yi kastediyoruz. Zira üçü de büyük Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış ve o dönemin izlerini taşıyorlar.

Ayrıca Edirne Batı Dünyası ile olan sınırımıza en yakın kent, sınır kentimiz. Türkiye’den Avrupa’ya karayolu ile gitmek isteyenler mecburen buradan geçiyorlar. Bu da daha etkin bilinme, popülariteyi arttırma konusunda çok büyük bir avantaj – tabii doğru şekilde yararlanılırsa.

Son olarak da, bu kentin insanları Türkiye’nin birçok diğer bölgesine nazaran çok daha açık görüş ve fikirli, medeni ve entelektüel seviyesi yüksek bireyler. Üstelik kentin ortalama yaşam standardı da muhtemelen Türkiye ortalamasının epeyi üstünde olsa gerektir.

BU KENT TURİZM PASTASINDAN YETERİNCE PAY ALABİLİYOR MU?

İşte bütün bunları bir araya getirdiğimizde örneğin bu güzelim ve değerli kent acaba Türkiye’nin turizm pastasından yeterli payı alabiliyor mu sizce? Her ne kadar şu anda bu satırların yazarının elinde somut rakamlar yoksa da, kentte dolaşıldığında ve bu konuda daha deneyim ve bilgi sahibi kişilerle konuşulduğunda görülüyor ki kent hak ettiği ilginin yanına bile yaklaşamıyor.

Birisi çıkıp da “Kardeşim bir sürü Bulgar geliyor ya” derse tabii ki oldukça eğlendirici olacaktır. Zira onların kenti görmek, gezmek gibi nedenlerden ziyade ekonomik alışveriş yapmak için geldiğini biliyoruz. Diğer bir deyişle bunlar bizim burada bahsetmek istediğimiz anlamda turist değil, uzaktan yakından. Bunları söylerken tabii ki kent esnafına katkılarını da göz ardı etmiyoruz.

NEDEN BATI ÜLKELERİNDEN SON DERECE AZ SAYIDA MİSAFİR GELİYOR?

Bizim bahsettiğimiz ziyaretçiler, özellikle Batı ülkelerinden gelecek olan İngiliz, Fransız, Alman ve hatta İskandinav ülkelerinden olanlar. Şüphesiz ki Amerikalı vesaire de bunların arasında. Ayrıca, Ortadoğu’dan gelecek hali vakti yerinde Müslümanları da unutmamak lazım, zira kentin geçmişten gelen dokusu da (camiler, hanlar vesaire) buna çok müsait.

Yani özetle bu kent, bu konuda doğru bir re-organizasyon (yeniden yapılanma) ve planlı/programlı ve etkin tanıtım kampanyalarıyla oldukça kısa bir sürede büyük bir gelişim göstererek hak ettiği ilgiyi görebilir. Şüphesiz ki bu da 2-3 yıl gibi orta vadede maddi açıdan da oldukça büyük bir katkı sağlayabilir.

ÖNÜMÜZDE MUAZZAM BİR ÖRNEK VAR; ESKİŞEHİR

Yalnızca maddi açıdan mı, tabii ki değil; Sosyolojik ve kültürel açıdan da… Kente canlılık, yaşam sevinci gelir. İnsanlar bu güzelim kentin kıpır kıpır hayat dolu olduğunu hisseder ve görürler. Şehrin üzerindeki ölü toprağı (adeta) kalkar. Örnek verelim mi, işte size Eskişehir.

Muazzam bir vizyona sahip olan, bütün işi beton ve yol yapmak olmayıp bu kente nasıl hayat veririm diye kafa yoran bir başkanın yaptığı meydanda, değil mi? “Adam” Eskişehir’e plaj yaptı, şaka filan değil.

Ya Edirne? Uzaktan yakında ilgisi yok böyle bir performansla. Bugüne kadar vasat taşra zihniyetiyle (tabii beton üzerinden yolsuzluklar filan bir kenara, onlardan bahsetmiyoruz), “durumu idare et millet çalışıyor sansın anlayışıyla” yönetilen (yönetmekse o da tabii) bir kent de ancak bu kadar gelişebilir ve kendini yenileyebilir.

EDİRNE’NİN NESİ MEŞHURDUR, NE İLE BİLİNİR?

Sizlerle oldukça ilginç bir hususu paylaşalım mesela. Birisine sorduğunuz zaman “Edirne’nin nesi meşhurdur, Edirne deyince aklınıza ne gelir” diye aldığınız yanıt oldukça alışılmıştır; “Selimiye, köprüler, sağlık müzesi, festival, han hamam bir de ciğer”.

PEKİYİ BU KENTİN DENİZİ YOK MU, ALLAH AŞKINA?

Gerçekten mi? Pekiyi bu şehrin bir denizi yok mu örneğin? Saros hangi vilayet sınırları içinde? Evet, Edirne’nin değil mi? Hem de dünyanın en özel denizlerinden biri, kendi kendini temizleyebildiği için. Üstelik burada denizle ilgili her türlü aktivite yapılabiliyor; Sualtı dalış, rüzgar sörfü vesaire gibi.

TURİZM BAKANLIĞI EDİRNE’YE HAK ETTİĞİ DEĞERİ / ÖNEMİ VERİYOR MU ACABA?

Gel gör ki, Turizm Bakanlığı’nın bu konularda neredeyse hiçbir katkısının olmadığı anlaşılıyor. Muhterem bakan varsa yoksa Fethiye, Antalya biraz da Güneydoğu, tarihi kazılar vesaire ile meşgul. Son zamanlarda bir de 81 vilayete ve dört mevsime yayacağından bahsediyor turizmi. İyi güzel de muhterem bakan Edirne bunun neresinde yer alıyor. Bir zahmet bir el atıverseniz buraya da… Kentteki şubenizin elinde bir SAROS videosu bile mevcut değil. Böyle mi kalkınacak bu şehrin bu turizmi. Özetle hiç şüphesiz ki Bakan Bey burayı ya görmüyor, ya unuttu veyahut da “ÜVEY EVLAT” muamelesi yapıyor.

KENTTEKİ TURİZM ŞUBESİ YETERİNCE YETKİ VE İMKANA SAHİP Mİ?

Diyeceksiniz ki kentte faaliyet gösteren Turizm şubesi bu işin neresinde? Maalesef ancak kendisine verilen yetkiler dahilinde görev yapabiliyor anlaşıldığı kadarıyla. Bu da yine maalesef “durumu idare et” anlayışının ötesine geçemiyor. Öyle ki şubenin elinde doğru dürüst bir SAROS videosu bile mevcut değil, anladığımız kadarıyla.

Görüldüğü şekliyle konu şubeyi aşıyor. Pekiyi bu şube bu konuların ısrarla üstüne gidip bakandan taleplerde bulunsa olmaz mı? Hepimiz biliyoruz ki, çok konuşan, çok talepte bulunanlar pek sevilmez bu ülkede. Tabii ki, makam bile tehlikeye girebilir. Allahtan, bizim makam / koltuk meselemiz yok da aklımızdakileri açıkça paylaşabiliyoruz burada.

YA TURİZM ŞİRKETLERİ? BUNLAR EDİRNE İÇİN BİR KATKI SAĞLAYAMAZLAR MI ACABA?

Diğer taraftan bu kentte turizm şirketleri de var bir sürü, sayısı ibadullah. Yahu bunlardan birileri çıkıp, bir araya gelip bu kentin turizmi için bir parmak oynatamazlar mı? Bu sorunun yanıtı geöülüyor ki hayır. Hani ülken, insanın için bir şeyler yap değil mi? Ne gezer, dedik ya şehrin üstüne bir ölü toprağı serilmiş adeta, herkes durumu defakto olarak kabul etmiş, halinden memnun. Kent sakinlerinin neredeyse hepsi dahil… Gerçekten çok üzücü.

BU İŞE GÖNÜL VERMİŞ OLAN İNSANLAR BİLE MOTİVASYON KAYBI İÇİNDE

Öyle ki kentin tanınmış ve çok değerli simalarından değerli Ender Bilar ile konuştuğumuzda onun dahi geçmişte yaşanan başarısız bazı teşebbüslerden dolayı en azından motivasyon olarak havlu attığını görüyoruz. “Yok abi değişen bir şey olmaz, eskiden şu denendi olmadı, bu denendi olmadı” gibi bir söylem ve umutsuzluk ve motivasyon eksikliği paylaşarak.

Diğer bir örnek de bu kentte bir Turizm Tanıtım Derneği mevcut. Kendi çapında bazı (hatta önemli ve takdir edilecek) faaliyetlerde bulunmuş ve bulunuyor. Fakat bunlar hep genellikle Bulgaristan, Yunanistan vs ölçeğini geçemiyor.

ŞU ANDA TÜRKİYE’DE BİLE BÜYÜK TURİST POTANİSYELİ MEVCUT EDİRNE İÇİN

Halbuki genel olarak bakıldığında bırakın yurtdışından turistin gelmesini şu anda Türkiye’de devamlı yaşayan ve gezip görecek yer arayan yüzbinlerce yabancı mevcut. Bunların çoğu da güney sahillerimizde ve genellikle İngiliz, İskoç, İrlandalı, Alman ve diğer birçok ülkeden. Bunlar Doğu Ekspresi ve diğer şehir turları gibi birçok gezilere katılıyorlar. Bunlara ulaşılsa bile kısa vadede gayet önemli katkılar sağlar, hedef yolunda.

BU İŞİ BAŞARMAK İÇİN AKIL VE DAHA ÖNEMLİSİ NİYET VAR MI ACABA?

Ama dedik ya, bunları yapabilmek için önce niyet, akıl, bilgi, plan ve gayret lazım. Esasında bunların hepsi şu anda ilgili mercilerde mevcut, belki de bir tanesi hariç; O da maalesef “niyet”.

Özetle, yazık oluyor bu güzelim kente hak ettiği değeri görmediği, bulamadığı için. Bakalım kim veya kimler ne zaman el atacak bu yaraya? İnşallah yeni belediye kadrosu diyelim mi?

Bu uzun yazıyı okuyarak belki de başka bir pencereden bakma fırsatını yakalayabilen herkese sevgi ve selamlar.

Önemli not: Bu yazıyı tanıdığınız değerli insanlarla paylaşmanızı özellikle ve önemle rica ediyorum. Lütfen.. Belki de biraz bir kıpırtıya neden olur akıllarda. Malum, sayı sıfırdan başlar 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *