
Bu satırların yazarı yaklaşık 2 yıldır Edirne’de yaşıyor. Kendisi aslen 7 göbek İstanbullu olup, 15 sene civarında da Ege’nin tatil bölgelerinden kaldıktan sonra, bu kente göç etti – bazı mecburiyetlerden dolayı. Yüksek okul yaşamında işletme ve pazarlama okudu ve ondan sonraki bölümde de iş hayatında ihracat, pazarlama ve satış konularında yönetici olarak görev yaptı. Daha sonra da genellikle Türkiye’nin yurtdışı tanıtımı odaklı websiteleri yaptı ve çalıştırdı.
İşte bütün bu altyapıyla birlikte taşındığı Edirne’de geldiği günden beri bu kentin yurtdışında yabancılara tanıtımında çok büyük eksiklik olduğunu “görerek” (ki halen de öyle) bu konuya odaklandı. Kurduğu ve çalıştırdığı edirneturkey.com adresine sahip websitesi sayesinde on binlerce yabancıya Edirne diye bir kent olduğu ve bu kentin önemli tarihi ve kültürel güzellikler sunduğu mesajını iletti (websitesindeki ziyaret hareketlerinin göstermiş olduğu üzere). Bunu yaparken de bu kente ciddi bir katkı sağlamanın vermiş olduğu mutluluk ve gururu yaşadı – halen de devam ediyor.
Edirne’nin Neleri Var? Selimiye, Köprüler, Sağlık Müzesi, Ciğer vs – Daha başka?
Bu satırların sahibi bu kente geldiği günden beri çok defalar buranın insanlarına sordu “Bu kentin neleri var, bir yabancıya anlatsanız neler dersiniz” diye. Neredeyse aldığı yanıtların hiçbirinde “Bizim bir de denizimiz var; Saros Körfezinde. Hem de dünyanın en özel denizlerinden biridir” şeklinde veya buna benzer bir yanıt alamadı. Ancak hatırlattığında “Doğru ya, Saros da bize ait hakikaten” tarzında yanıtlarla karşılaştı.
Kendisi kente geldiğinde websitesini zenginleştirmek için malzeme (içerik) temin etmek üzere Turizm Müdürlüğüne de gitti ve bazı basılı malzeme ve görsel / dijital (video vs) olarak bir CD de aldı. Ama bir tane bile Saros videosu verilemedi kendisine. Gerçekten de hayretler içinde kalmaktan kendini alamadı. Dünyanın en özel denizlerinden birisine sahipsiniz ama turizmi tanıtması gereken resmi kuruluşun elinde tek bir tane bile video mevcut değil o hazine ile ilgili olarak.
Edirne’de insanlarla (ilgili ilgisiz) yaptığı bütün görüşme veya sohbetlerde Saros’un ne kadar önemli olduğunu ve adeta üvey evlat muamelesi görmekten kurtulamadığını ısrarla belirtti. Yetkililerin bu konuda son derece duyarsız olduğu o kadar belliydi ki adeta kendine dert edindi bunu. Web sayfasında Saros ile ilgili birçok yazılar yazdı videolar yayınladı ve bunları çok kalabalık yabancı gruplarında paylaştı sosyal medyada. Elinden geldiğince, “uyuyanlar / umursamayanlar yerine” de bir şeyler yapma gayretinde oldu dolayısıyla.
“En Sonunda Bir Yetkili Çıkıp Meseleye El Atıyor”
Kendisi, en sonunda bugün memnuniyetle görüyor ki “Edirneli olmayan ve Edirne dışından bu kente devletin tam yetkili yönetici olarak atadığı bir insan” Saros hakkında şunları söylüyor:
“… Sahil bandında ışıklandırmalı yürüyüş yolları yapacağız. Edirne’nin, Saros Körfezi’nin önemli bir değeri var. Ancak bu değerlere sahip çıkmakta geç kalmışız. Şimdi bu eksikleri hızla telafi ediyoruz. Yayla Sahili’nde de düzenlemelere başlayacağız. Edirne Saros sahil bölgesi, Türkiye’nin en çok tercih edilen turizm akslarından biri olacak…”
“Teşekkürler Sayın Vali Yunus SEZER beyefendi“; En sonunda bu gerçeğin net olarak farkına varıp üstelik de gerekli adımları atmaya kararlı bir yetkili çıkmış oluyor ortaya böylece. Bu kentte buranın yerlisi yüzlerce iş insanı veya görevli bürokrat ilgisizken / umursamaz ve halk da bir araya gelip kuvvetli bir ses çıkararak talepte bulunmazken, zatıaliniz çıkıp bu konuya ciddi şekilde / samimiyetle el atmış görünüyorsunuz – en azından öyle olduğunu ümit ediyoruz.Bu konuda gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz adımları hakikaten çok kıymetli buluyoruz. Diyoruz ki; “Tamam burada yaz oldukça kısa, yani güney sahilimiz gibi değil. Ama en azından 3 veya hatta 4 aylık bir zaman dilimi hedef alınabilir. Demecinizde bahsettiğiniz ışıklı yaya yolları, hatta belki de belediyenin kafeleri ve tabii ki en üst kalitede temizlik vesaire gerçekleşebilir. Aynen örneğin Fethiye gibi – veya benzerleri”
Tabii hiç şüphesiz bunun tanıtım boyutunda da fizibıl bir plan dahilinde ciddi çalışma yapmak gerekir. Hedef de katiyetle yalnızca ülke içi değil, özellikle Batı Avrupa ülkeleri vatandaşları da olmalıdır. Saros körfezinin bu anlamda hak ettiği yere doğru mesafe alması doğrudan Edirne kentinin turizmine de çok büyük katkı sağlayacaktır, şüphesiz. Kent markalaşma yolunda muazzam bir adım atma olanağı yakalayacaktır. Meriç Nehrinde yapılan kürek yarışlarının bile dış dünyada ne kadar ses getirdiği malumdur. Edirne’den hiç haberi olmayan yüzlerce yabancı bu vesileyle kente gelmiş ve onlar da özellikle internet sayesinde deneyimlerini birçok insanla paylaşmışlardır.
Son olarak da belirtelim ki, tabii ki bunları yaparken altyapı çok büyük önem arz etmektedir. Bu husus da herhalde özellikle belediye ile birlikte diğer ilgili resmi makamların işi olsa gerektir.
İnşallah eşsiz Saros bölgesinin çok daha teveccüh göreceği günleri görmek umuduyla.
