Değerli yazar Güngör Mazlum’un kaleminden “Edirne’nin Teslim Alınışı” (25 Kasım 1922)

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
EDİRNE KURTULUŞ - INDEPENDENCE DAY
At sırtındaki süvari Meriç Köyatası’nın büyük dedesi Sait Koyatası’dır

Her şeyden önce tarihi ve de güzelliği itibarıyla Türkiye’nin en özel kentlerinden biri olan Edirne geçmiş zamanda önemli deneyimler yaşadı. Tabii ki bunlar içerisinde işgal günlerinde yaşanan büyük acılar da esaslı bir ağırlığa sahip oldu kentin tarihinde. Fakat şüphesiz ki bu acıları sona erdiren çok mutlu ve kıvanç dolu günler de yaşadı bu serhat şehri.

Bu mutlu anılar arasında bu kadim şehrin 25 Kasım 1922 tarihinde Yunan işgalinden kurtuluş günü tabii ki çok özel bir yere sahiptir. İşte bu konuda Edirne’nin en itibarlı ve saygın kişilerinden olan ve aynı zamanda özellikle şehirle ilgili yazdığı kitaplarla da kent için özel bir önem arz eden Sayın Güngör Mazlum beyefendi bakın “kentin istiklaline kavuşma gününü” nasıl tasvir ediyor.

“EDIRNE’NİN TESLİM ALINIŞI (25.Kasım.1922)

Edirne Valiliğine atanan Şakir Kesebir kısa sürede Trakyanın tümünü teslim aldı. Devir teslim merasimlerinin en görkemlisi ve en duygusalı Edirne’deydi. Başta Şakir Kesebir olmak üzere Türk heyeti çarşamba sabahı (23 Kasım 1922) Sirkeci’den trenle yola çıķtı.18 saat süren yolculuktan sonra Babaeski’ye ulaştılar.200 kişilik heyet geceyi burada geçirecekti. Daha öncesinden çevreden katılan memurlarla birlikte 400 kadar misafir vardı. Hepsi geceyi evlerde geçirdiler.

Ertesi günün sabahı Edirne’ye gitmek için vasıta temini telaşı başladı. Vali Şakir Kesebir Bakırköylülerin hediye ettiği küçük kamyonu gazetecilere tahsis etti. Etraftan getirilen 170 araba ile Havsa’ya hareket edildi. Vali ve üst düzey 4 kişi otomobille doğrudan Edirne’ye gidiyordu.

Edirne’de her taraf bayraklarla donatılmıştı. Caddelerde çiçeklerle süslenmiş zarif zafer takları dikkat çekiyordu.

Yunanlıların son kıtası ve memurları salı günü (22 Kasım 1922) saat 12 de ayrılmıştı Edirne’den. Daha saat 11.30 da Fransız polisleri Yunan askerlerinin geçeceği caddeleri kontrol altına almıştı.

Havsa kaymakamının temin ettiği arabalarla diğer heyet üyeleri de Edirne’ye geldiler. Cuma sabahı Edirne’de görülmemiş bir sevinç ve coşku vardı. Çevre köyler dahil şehir halkı İstanbul yoluna koştu. Türk askerini ve heyeti karşılayacaklardı.

Önde Vali Şakir Kesebir, iki tarafında Edirne mebusları Şeref ve Faik beylerle Bolu Mebusu Fuat, İçel mebusu Faik beyler arkalarında bütün memurlar ve zevat şehre girdiler. Her taraftan çiçek ve konfeti yağıyordu.

10 dakika sonra mızıka ve boru sesleri arasında Türk askeri şehre girerken insanlar ağlıyorlardı. “Yaşa varol” sesleri inletiyordu ortalığı. Bazı insanlar yaşlı gözlerle askerlerin ayaklarına kapanıyor onlara dokunmak istiyordu. Selimiye camiinin minarelerinden ezan sesleri geliyordu.

Hükümetin geniş giriş kapısı önünde kurulan takın iki tarafı kurdelelerle süslüydü. Beyaz elbiseler giymiş iki kız duruyordu kapıda. 12 yaşlarındaki kızlardan birisi elinde tuttuğu tuz ve ekmeği valiye uzattı ve şöyle söyledi: “Buyurun efendim, bir anane imiş, tabi oldum. Bana kalsa idi milli inkılabımızın müjdecilerine tuz yerine şeker takdim ederdim”.

Sarı saçları, mavi gözleri ve beyaz elbisesinin iki tarafında tanış kanatları ile bir melekten hiç farkı yoktu güzel kızın. Beyaz elbiseli diğer melek kız da elindeki makası uzattı Şakir beye ve gülümseyerek:  “Buyurunuz efendim, size Edirne kalesinin anahtarını değil milli zaferimizi hazırlayan Türk kadınının irfan silahını takdim ediyorum” dedi. Vali Şakir Kesebir güzel kızın uzattığı makasla kurdeleleri kesti ve hükümet avlusuna girildi. Hükümet konağı önündeki geniş meydanda Fransız askerleri selam durmuştu. Binanın merdiven sahanlığında melek yüzlü başka bir kız karşıladı Valiyi ve sırma işlemeli bir bohça içinde şanlı Türk bayrağını takdim etti. Şakir Beyin yüzüne bakarak ” Başımızda taşımaya hasret kaldığımız milli başörtümüzü takdim ediyoruz. Edirne’nin iki buçuk seneden beri hüzün ve melalden semasını sevgili hilalimizle şenlendiriniz”

Şanlı Türk bayrağımız göndere çekilerek teslim merasimi sona erdi.”

Çok değerli Güngör Mazlum beyefendiye bu kıymetli ve anlamlı paylaşım için çok teşekkür ederiz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *