Bir hikaye: Karınca ve Sultan Süleyman (Sabriye CEMBOLUK)

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"

İyi geceler sevgili facebook mahallesi.

Yakında sizde sabah olacak ama ben ancak yazmaya başlayabildim. Hristiyanların Noel bayramını geride bıraktık. Aslında onlar için de artık dini bir gün olmaktan çok, yıl boyunca uzak kalan aile fertlerinin bir araya geldiği, küçük hediyelerle birbirlerini mutlu ettikleri bir gün olarak kutlanıyor. Daha çok ailenin küçük çocukları ve gelenekçi büyükleri için yaşatılmaya çalışılan bir gelenek olduğunu düşünüyorum . Kim neye inanırsa inansın, barış, dostluk kardeşlik ve yardımlaşma adına yapılan her şeyi takdir ediyorum. Keşke her ay bir dinin bir bayramı olsa da etraflarına iyilikler, yardımlar saçsalar. İnsan olduklarını hatırlasalar.

Şimdi önümüzde yeni yıl var. Görüyorum ki kriz mıriz bizim vatandaşımıza vız geliyor. Ekonomistler aman dikkat edin, borç yapmayın dedikçe, bizimkilerin kredi kartı sayısı artıyor galiba. Televizyonda bir röportaj gördüm. Adamın birinin 8 tene kredi kartı varmış. Tek maaş, evde tek çalışan ve hangi akılla hangi mantıkla bankalar bu insanlara bu kadar çok kredi kartları vermişler? Herkesin cebinde en az iki kredi kardı. Ev kadınlarının hayatında bir kuruş kazanmamış işsiz gençlerin bile kredi kartları var. Olmayan parayı harcamak nasıl bir duygudur anlamıyorum. Eskiden büyüklerimiz bize ” Ayağını yorganına göre uzat.” derlerdi. Biz de ayağımız dışarda kalmasın diye küçücük gelirlerimizle bütçemizi aşmadan yaşamanın yollarını bulur, yaşadığımız şekli ile de mutlu olurduk.

Ben yatılı okulda okudum. Böyle okullarda okuyanlar bilirler. Aydan aya gelen küçücük paralarımız vardır. Bir de ya önümüzdeki ay beni unutur da para göndermezlerse korkumuz. Galiba o nesiller bu ayaklarını yorgana göre uzatma olayını çok iyi içselleştirip öğrenmiş nesillerdi. Ne kadar çok çalışıp kazansalar da ayaklar yorgandan dışarı çıkmazdı.

Hayvanların dilini konuşan Sultan Süleyman bir gün bir karınca ile sohbet etmiş. Yaz boyunca hiç durmadan çalışan karıncaya sormuş.

– Ey karınca, senin ufacık bir canın var. Kış boyunca ne kadar yiyeceksin ki, yaz boyunca yuvana bu kadar yiyecek taşırsın?

Karınca dile gelmiş.

– Ey benim büyük sultanım, benim yiyeceğim kış boyunca üç buğday tanesidir. Ama derim ki ya benden başka karıncaların ihtiyacı olursa, ya bir afet, bir felaket olur da gelecek yaza dışarı çıkamazsak? Onun için hazırlığımı yaparım.

Sultan Süleyman karıncaya pek inanmamış.

– Gel bakalım karınca, seni kış boyu bir kutuya kapatacağım. Bakalım vereceğim üç buğday tanesi sana yetecek mi?

Dediğini yapıp, içine üç buğday tanesi koyduğu kutuya karıncayı kapatmış. Üstünden koca bir kış geçince açmış. Bir de ne görsün? Karınca bir buçuk buğday tanesini yemiş, yarısını bırakmış. Sultan Süleyman sormuş.

-Ey karınca hani sen bir kışta üç buğday tanesi yerdin? Bak yarısı duruyor.

Karınca cevap vermiş.

-Ey benim büyük sultanım evet öyleydi ama ben tedbirli davranmak istedim. Ya beni burada bir kış daha unutsaydınız? Açlıktan ölmektense, elimdekini idareli kullanarak, biraz zayıflamaya razı oldum…

(Tabii karıncanın zamanında yıl başları , yaş günleri, evlilik nişanlılık, tanışma, ilk kavga etme, ilk barışma, tesettüre girme günleri falan yokmuş. Yoksa hediye vermekten, kendisine bir şey kalmazmış.)

Sabriye Cemboluk

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *