
Yakın zamanda paylaştığım bir yazıda da bahsettiğim gibi değerli yazar Ayşe KULİN’in “4 Gün 3 Gece” isimli romanını okudum. Çok fazla sayfası olmayan bir kitap – yaklaşık 160 sayfa gibi. Kitaptan keyif aldım mı peki, değerlendirmem nasıl acaba? İşte bu soruların yanıtı aşağıda.
Tanıtım metninde verildiği şekliyle kitabın kısaca konusu şöyle:
“Gece ertesi sabaha kavuştuğunda Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir dönem başlamıştı.”
27 Mayıs 1960. Ülkedeki tüm vatandaşlar askeri darbe haberiyle uyanıyor sabaha. Sokaklarda tanklar, radyodan yükselen bültenler, düşmeyen telefonlar, ulaşılamayan dostlar… Usta romancı Ayşe Kulin, tek mekanda kurguladığı ve dört gün üç gecelik bir zaman dilimini kapsayan romanında, 1960 darbesini, okurunu sıradan görünen ama içinde hiç de sıradan olaylar yaşanmayan bir apartman dairesine konuk ederek anlatıyor. Her ayrıntısı incelikle işlenmiş Dört Gün Üç Gece, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin unutulmaz hadiselerinden birine farklı bir yöntemle, aşkla, ayna tutuyor.”
Bu kitapta da yazar Türkçe dilini gayet akıcı, doğal ve neredeyse hatasız şekilde kullanııyor. Bununla beraber zaten romandan ziyade “kısa hikaye” filan gibi geliyor insana bu eser. Yani kendinizi bir roman okurken kaptırdığınız gibi veremiyorsunuz kitaba, neticede.
Hikaye tabii ki sıradan bir olay neticede, bir kadının hezayanları (dışarıya vurmamış olsa da o zamana kadar) ve mutsuzluğunu ve bu ruh halinin bir tesadüfün de yardımıyla nasıl yeni deneyimlere yol açabildiğini anlatıyor, neticede.
Özetle, evet kitap bir Kulin yapıtı. Fakat daha önce yazmış olduğu 5-6 tane (gerçek) roman aklımıza geldiğinde bir bakıma hayal kırıkılığı yaratmıyor değil, doğrusunu ifade etmek gerekirse. Hani derler ya, “İncir çekirdeğini doldurmuyor” diye, işte bize biraz öyle bir duygu verdi.
Bu satırların yazarı şunu merak ediyor doğrusu; Müthiş eserlere imza atmış olan Sevgili KULİN, bu kitabı azıcık “dolgu maddesi” (öyle deriz ya) nevinden mi yazmış acaba, illaki bir şey yazmış olmak için? Yoksa tahmin ederiz ki Kulin’in zaten para pul ile de işi olmasa gerek bu saatten sonra. Herhalde bugüne kadar yeterince doldurmuştur kesesini – hem de dibine kadar hak ederek. Aşağıda bir kısmının adını paylaşmış olduğumuz çok gzüel romanlar yazmış olan Kulin son 2 romanında birazcık seviyesinin altında kalmış bizce (naçizane ve subjektif bir yorum olmak kaydıyla tabii).
1997: Adı: Aylin, (biyografik roman)
1999: Sevdalinka, (roman)
2000: Füreya, (biyografik roman)
2001: Köprü, (roman)
2002: Nefes Nefese, (roman)
2004: Gece Sesleri, (roman)
2008: Veda, (roman), 2008.
2008: Umut, (roman)
2009: Türkan, (biyografik roman)
2011: Gizli Anların Yolcusu, (roman)
2012: Bora’nın Kitabı, (roman)
2014: Handan, (roman)
2015: Tutsak Güneş, (roman)
2016: Kanadı Kırık Kuşlar, (roman)
2019: Her Yerde Kan Var, (roman)
