
90 yaşındaki bir insan, temel haklarına erişebilmek için akıllı telefon kullanmak zorundaysa, buna gelişmiş bir toplum diyebilir miyiz?
Teknolojik olarak gelişmiş olabiliriz.
Peki ya medeni açıdan?
2026 yılında artık her şey bir uygulama, bir şifre, bir doğrulama kodu veya bir internet portalı haline gelmiş durumda.
Doktordan randevu almak için uygulama gerekiyor.
Fatura ödemek için internet gerekiyor.
Bir hizmete ulaşmak için kod gerekiyor.
Peki ya bütün bunları kullanamayan 80 veya 90 yaşındaki insanlar?
Bu ülkeyi kendi elleriyle kuran, çalışan, üreten ve vergisini ödeyen insanlar bugün kendi evlerinde dijital dünyanın cahili konumuna düşürülüyor.
Bir sağlık randevusu almak için oğluna, kızına veya torununa muhtaç olmak zorunda kalıyorsa bir insan, sistemde bir sorun vardır.
Hele yardım isteyebileceği kimsesi yoksa?
O zaman sistem sadece başarısız değildir.
İnsanları dışarıda bırakmaktadır.
Buna inovasyon demeyin.
Bu inovasyon değil.
Bu kolaylık değil.
Bu ilerleme değil.
Bu dışlamadır.
Teknoloji insanlara hizmet etmek için vardır.
İnsanların teknolojiye uyamadıkları için temel hizmetlerden ve haklardan mahrum kalması için değil.
Çünkü bir toplumun ne kadar gelişmiş olduğu yalnızca sahip olduğu teknolojiyle ölçülemez.
Asıl mesele, o teknolojinin toplumun her kesimine hizmet edip etmediğidir.
Bizden önce gelenleri geride bırakarak gelişmiş olmuyoruz.
Sadece daha rahat ve daha bencil hale geliyoruz.
Peki sizce sorun gerçekten teknolojinin kendisi mi?
Yoksa teknolojiyi tasarlayanların yaşlı insanları hesaba katmaması mı?
Eğer gerçekten hesaba katmıyorlarsa, bunu neyle açıklayabiliriz?
Neden, yaşlı insanların ekonomik açıdan yeterince önemli görülmemesi mi?
Yoksa, teknolojiyi geliştirenlerin çoğunlukla genç olması mı?
Neden, yaşlı insanların teknolojiye uyum sağlamak zorunda kalmasının doğal kabul edilmesi olabilir mi?
Belki de, toplum olarak yaşlıları giderek hayatın dışında görmeye mi başladık?
