“Son Talika”: Sabriye Cemboluk’un Balkan göçlerinde yaşananları anlatan kitabı

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
SON TALİKA SABRİYE CEMBOLUK

“Baba tarafından Üsküp, anne tarafından Selanik göçmeni bir ailenin üçüncü kuşak nesli olarak ata diyarımız Rumeli’ye büyük bir sevgiyle bağlıyım. Bundan dolayı bu topraklarda yaşanmış acıları, kederleri, sevinçleri, hasretleri, ayrılıkları, vuslatları, göçleri, geri dönüşü olmayan gidişleri, velhasıl herşeyi ile Rumeli’yi ve Balkanlar’ı anlatan kitapları okumayı ve kütüphanemde bulundurmayı daha bir önemsiyorum.

Bugüne kadar bu kitaplardan onlarcasını okudum ve kütüphanemin en özel köşesi olan “Balkan Kitaplığı” kısmında yerlerini aldılar. Okunmak için sırada olanlar okuduklarımdan da fazla ve sırayla hepsini okuyacağım kısmetse.

İşte, bu listeden okumuş olduğum son kitap, Sabriye Cemboluk hanımefendi tarafından kaleme alınan “Son Talika” adlı romandan bahsetmek istiyorum.”

Kitap Adı: SON TALİKA
Yazarı: Sabriye Cemboluk
Yayınevi: Ceren Yayıncılık & Kitabevi & Kafe, Edirne
Sayfa sayısı: 692

İlk olarak Edirne Kırmızısı romanıyla tanımış olduğum yazar Sabriye Cemboluk hanımefendinin “Son Talika” adlı 692 sayfalık ilk romanı sadece sayfa sayısı itibariyle hacimli bir kitap değil elbette.

Aynı zamanda, 1900’lü yılların başlarından 1960’ların sonlarına kadar savaşlarla, işgallerle, ölümlerle, göçlerle, sürgünlerle, ayrılıklarla, bölünmüşlüklerle, dağılan ailelerle, iç karışıklıklarla, yağmalarla, yüzlerce yıllık komşulukların, birlikteliklerin, dostukların siyaset marifetiyle nasıl düşmanlıklara dönüştürüldüğünü gösteren ibretlik olaylarla geçen tarihi bir dönemi ustalık işi bir dil ve üslup, akıcı bir anlatım ve kurgu ile ilmek ilmek işleyip bizlere sunulması ile de oldukça hacimli ve doyurucu bir eser.

Bir kitabı en güzel yine yazarı anlatır. Kitabın önsözündeki şu cümlelerden yazarı bu güzel romanı yazmaya sevk eden saiki de öğrenmiş oluyoruz:

“Ebruli ipliğe benzeyen ailemin fertleri, ayrılık rüzgarlarına, göçlere, sürgünlere ve kıyımlara göğüs gererken birbirlerinden kopmamaya, geçmişlerini ve geleceklerini kaybetmemeye, bunun için de en küçük umut kırıntılarına tutunmaya çalıştılar…

Onların Misak-ı Milli sınırlarının çizilmesinden önce başlayıp mübadeleyle altüst olan, Trakya’dan Yahudilerin sürülmesi, çok sonraları Almanlardan kaçmaları, Varlık vergisi, 6-7 Eylül olayları ve son olarak da 1960 ihtilaliyle tuzbuz olup parçalanan hayatları bu romanın hikayesini oluşturuyor. Müslüman Türk, Yahudi ve Rum halkların artık unutulmuş ortak sofralarından, şarkılarından, türkülerinden anılarımda ve anılarda kalanları yazdım.”

Yazarın ithaf cümlesi de dikkat çekici ve yürek burkucu.

“Vatanından ayrılan, vatanından koparılan, başka ülkelerde, başka topraklarda, geçmişinden, köklerinden uzaklarda yaşamaya ve ölmeye mecbur olan, mecbur edilen tüm insanların derin hatırasına hürmeten…”

Geçmişi, günümüzü ve hatta geleceği de kapsayan bu cümleyi okuyunca ben de 1904 yılında Makedonya Üsküp’te (Kuruşa köyünde) doğan, 1913’te Türkiye’ye (Tekirdağ Araphacı köyüne) göç etmek zorunda bırakılan ve doğup dokuz yaşına kadar büyüdüğü topraklara hasret bir şekilde 1977 yılında vefat eden Adem dedemi (Rakip oğlu Adem) ve onunla aynı kaderi yaşayan tüm merhumları rahmet ve hürmetle andım.

Eminim ki, Son Talika romanını okuduğunuzda sizler de benim gibi mutlaka kendi ailenizden benzer zorlukları yaşayan büyüklerinizi hatırlayacak, duygulanacak ve yad edeceksiniz.

Velhasılı kelam, Son Talika romanı özellikle bizler gibi Rumeli göçmenleri torunları başta olmak üzere herkes tarafından mutlaka okunması gereken harika bir kitap.

Rakip Ertuğrul ERİZ