MAKALE: Sivil Toplum Kuruluşları, Güçlü Bir Toplumun Temel Taşı ve Edirne Dosteli 22 Derneği

"Share This, Spread the News! / "PAYLAŞIN, YAYILSIN"
DOSTELİ DERNEĞİ TOPLANTI

Günümüzde ekonomik meseleler yanında, özellikle kültür, adalet, toplumsal gelişim ve sorumluluk alanlarında da çözümü oldukça zor sıkıntıların içinde neredeyse çaresiz durumda kaldığımız aşikardır, maalesef.  Toplumun bu belirtilen meselelerini çözebilme becerisinin çok uzağında kalan yönetimin kapasite ve belki de niyet eksikliği, “Sivil Toplum Kuruluşları” diye adlandırdığımız oluşumlara çok büyük görevler yüklemiş bulunmaktadır – her ne kadar bunların çoğu paylarına düşen bu mesuliyetin layıkıyla farkında olmasalar da.

İşte söz konusu STK oluşumlarından biri de özellikle Edirne’de faaliyet gösteren DOSTELİ 22 isimli dernektir. Fakat önemli bir farkla ki, bu kuruluş yalnızca tüzüğünde yazılı olan görevleri değil, her daim hatta bundan da fazlasını yapabilmek, insanlara ve hayvanlara fayda üretebilmek için samimiyet ve özeveri ile çırpınan insanların bir arada olduğu bir topluluktur.

Derneğin başkanı değerli Gizem Hanım ve de diğer başkanı Esvet Bey… Ayrıca genel sekreter de Akın Bey. Şüphesiz çok değerli ve fedakarca katkı veren birçok da üyeleri mevcut.

Geçenlerde bir telefon görüşmemizde konu konuyu açıp da, “Abi biz yalnızca hayvan hakları vesaire değil, insana da yönelik gayretler içindeyiz. Bize diyorlar ki kardeşim insan konularıyla ne uğraşıyorsunuz sizin konunuz hayvan değil mi vesaire…” diye bir paylaşımda bulununca biz de “Tam üstüne bastın kardeşim. Lütfen bu konuda bir metin hazırla, İnsanlarımızın azıcık ufku açılsın. Sizleri daha fazla kişi tanısın” diye rica ettik. İşte aşağıda okuyacağınız yazı bu şekilde hazırlandı, Esvet Bey Kardeşimiz tarafından.

Kendisine teşekkür ediyoruz ve “insanımızın” da sabırla okuyarak görüş ve düşünce ufkunu açma / genişletme yönünde azıcık gayret sarf etmesini rica ediyoruz. Peşinen TEŞEKKÜRLER.

ESWET 170725

“Sivil Toplum Kuruluşları: Güçlü Bir Toplumun Temel Taşı

Sivil toplum kuruluşları (STK’lar), modern demokrasilerin en önemli yapı taşlarından biridir. Yasama, yürütme, yargı ve medya ile birlikte demokrasinin beşinci gücü olarak kabul edilen bu kuruluşlar, toplumların gelişiminde kritik bir rol üstlenir. Ancak ne yazık ki, ülkemizde bu işlev çoğu zaman olması gerektiği gibi işlemiyor.

STK’ların Rolü Nedir?

Gelişmiş ülkelerde STK’ların görevi, kamu kurumlarının eksik ya da işlemeyen noktalarını tespit ederek, toplumsal baskı, medya aracılığı ya da hukuki mücadele yollarıyla bu alanların işler hale gelmesini sağlamaktır. Yani STK’lar, kamu hizmetini tamamen üstlenmez; tam tersine, kamu kurumlarının eksiklerini göstererek onların görevlerini yapmalarını sağlar.

Ancak Türkiye’de bu sistem tersine işliyor. STK’lar, kamu kurumlarının yapmadığı işleri kendi sorumluluğu gibi görerek bu alanlarda çalışmaya başlıyor. Bu durum, bir süre sonra STK’nın kendi kapasitesini aşmasına, çözüm üretememesine ve zamanla işlevini kaybetmesine yol açıyor.

Dar Odaklı Çalışmalar Yeterli Değil

Ülkemizdeki geleneksel STK yapısı genellikle tek bir konuya odaklanıyor ve yalnızca o alanda faaliyet gösteriyor. Bu da topluma verilen hizmetin yetersiz kalmasına neden oluyor. Oysa toplum bir bütündür; doğası, insanı, hayvanı birbiriyle etkileşim içindedir ve birlikte gelişir. Bu nedenle yalnızca tek bir alanda faaliyet gösteren STK’lar, çağın ihtiyaçlarına cevap verememekte ve faaliyetlerini sürdüremez hale gelmektedir.

Hak Arayışında Kolektif Bir Yaklaşım Gerekli

Bugünün Türkiye’sinde hak, hukuk ve adalet yalnızca kadınlar, çocuklar ya da hayvanlar için ayrı ayrı aranamaz. Bu hak mücadelesi, kolektif bir yapıyla, hep birlikte verilmelidir. Kadın haklarını savunan bir hayvansever, çocuk haklarını savunan biri çevreye de duyarlı olmalı ve bu mücadelelerde birbirine destek olmalıdır.

Parçalanmış ve ayrıştırılmış bir toplumda, bu bölünmeden fayda sağlayan güçlü gruplar varken, bizim kendi içimizde ayrışmamız en büyük engelimizdir. Çocuk haklarını savunmak için çocuk, kadın haklarını savunmak için kadın, hayvan haklarını savunmak için hayvansever olmaya gerek yoktur. Önemli olan, insan olmaktır.

Çözüm: Birlikte Mücadele

Örneğin ülkemizdeki kadın hakları eylemlerine baktığımızda, çoğunlukla sadece kadınların yer aldığını görmek üzücüdür. Oysa bu eylemlerde erkeklerin de yer alması, bu mücadelenin toplumsal bir mesele olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bu bağlamda, erkeklerin ağırlıklı olduğu STK’ların kadın hakları savunucularının yanında yer alması büyük bir fark yaratabilir.

Aynı şekilde hayvan hakları için çalışan STK’lar, çevre, çocuk, kadın ve engelli hakları için mücadele eden kuruluşlarla iş birliği içinde olmalı; bu hak arayışını ortak bir kültürle yürütmelidir. Bu kolektif yapı, kamu kurumlarını da harekete geçirecek ve toplumda gerçek bir değişim sağlayacaktır.

Sonuç: Gücümüzü Birleştirmeliyiz

STK’lar, demokrasinin en etkili güçlerinden biridir. Ancak bu gücün ayrışarak zayıflatılması, bireysel ya da dar alanlı hedeflere yöneltilmesi, hak mücadelesinin önündeki en büyük engeldir. Hep birlikte sorgulamalı, birlikte hareket etmeli ve güçlerimizi birleştirmeliyiz. Toplumu dönüştürecek olan da tam olarak bu birlik ruhudur.“

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *