
Bu grup sayfasında edebiyat (yazarlar/romanlar), yaşam gibi konuların yanında kaliteli (seçkin veya elit) müzik ile ilgili paylaşımlar da olacağını belirtmiştik daha önce. İşte bu yazıda bu konuya girsek nasıl olur, öyleyse?
Müzik deyince tabii Türk Sanat Müziği, Halk Müziği, Klasik Batı Müziği, Türk Pop Müziği, Türk Rock Müziği ve daha birçok tür mevcut. Bu yazıda Batı Pop veya Pop Rock tarzı müzikle ilgili bazı paylaşımlar yapsak beğeninizi kazanır mı? Umut edelim öyle olsun.
Yıl 1960lar… Henüz TV filan ortalarda yok pek Türkiye’de, durumu radyo, teyp ve pikap gibi müzik aletleriyle idare ediyoruz. Tabii ki Türk Sanat Müziği Zeki Müren ve diğerleri tarafında layıkıyla icra ediliyor. Keza Türk Halk Müziği dalında da sevilen şarkılar ve sanatçılar var bir sürü. Ama o sıralar Batı Müziği (pop vesaire) tarzında pek de fazla bir hareket yok Türkiye’de.
Dünyada da Elvis Presley, Neil Sadaka, Ricky Martin, Frank Sinatra, Peppino Di Capri ve Fransa’da Charles Aznavour gibi (tabii daha bir çok) sanatçılar izleniyor ve dinleniyor. Bu arada, Amerika’da zencilerin yaptığı blues ve rock tarzı müzikler de takip ediliyor.
O sırada İngiltere’de BEATLES isimli bir grup çıkıyor ortaya. Yaptıkları müzik bayağı bir farklı… Alışılmış pop desen tam değil, rock desen o da değil. İlginç değişik / farklı bir tarz adeta. O sıralar bizler de ortaokulda filan okuyoruz Türkiye’de… Bizler derken örneğin Bülent Ortaçgil, Mazhar Alanson (ki ikisiyle de aynı okulda ve sınıftaydık) , Fuat Güner vesaire gibi çoğumuzun bildiği tanıdık isimler.
Önce dinlediğimiz tarz bayağı bir yabancı, hiç alışık olmadığımız nağmeler, ritmler ve hatta sözler olarak geliyor kulağımıza. İlk dinlediğimiz şarkılar da “LOVE ME DO”, “SHE LOVES YOU” vesaire… Fakat bir bakıyoruz ki bu yeni müzik ve grup adeta bir iptila şeklinde bizi alıp içine çekiyor. Ondan sonra ise BEATLEMANIA dedikleri (adeta tutku veya bağımlılığı gibi bir şey) olayın içine bizler de dahil oluyoruz… Takip eden 8-10 yılda da grupla birlikte bizler de büyüyoruz, gelişiyoruz. Tabii ki öncelikle müzik zevki, tarzı hatta kalitesi açısından.
JOHN LENNON, PAUL MC CARTNEY, GEORGE HARRISON ve RINGO STARR isimli müzisyenlerden kurulu grup 1962 ve hemen sonrasında tüm dünyada bir fırtına gibi esmeye başlıyor. Devamlı olarak müzikalitesini geliştiriyor. İlk başta yalnızca aşk şarkıları olarak başlayan lirik (söz) çalışmaları daha sonra adeta fikir müziğine de dönüşüyor ve kalite artıyor.
Grup, saç şeklinden, kıyafete ve tabii ki müzik kalitesine kadar tüm dünyada özellikle o zamanın gençleri (ve diğerleri) arasında inanılmaz bir etki yaratıyor. Plakları on milyonlarca satıyor ve belki yüze yakın hit şarkıları listelerde zirvelere tırmanıyor.
Birçok uzman şunu rahatlıkla söyleyebiliyor: “Dünya müzik tarihinde en büyük etkiyi yaratan, gelmiş geçmiş en iyi grup muhtemelen”.
Daha sonra çeşitli nedenlerle grup dağılıyor. Grubun 2 liderinden biri olan John Lennon Amerika’da bir psikopat hayranı tarafından öldürülüyor… Bir süre sonra da grubun gitaristi olan George Harrison kansere yenik düşüyor. Bu arada grubun diğer lideri Paul McCartney adeta bir beste makinesi gibi yüzlerce beste yapıyor, konserlere çıkıyor vesaire.
Beatles bu dünyadan bir ekol gibi geçti… Hiç şüphesiz bunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz bugün. Onlarla birlikte on milyonlarca genç büyüdü gelişti. Yani grup dünyaya imzasını attı… Hem de son derece olumlu şekilde, çıtayı en tepeye çekerek.
Onların müziğini dinledikçe bugün müzik diye yapılan çalışmaların çoğunun maalesef “MÜZAK” olduğunu görüyoruz. Beatles ile büyümüş olmak gerçekten de bir ayrıcalıktır. Hiç şüphesiz Bülent Ortaçgil, Fuat Güner, Mazhar Alanson ve hatta Harun Tekin ve daha nice değerli sanatçılar da öyle düşünmektedir. Çünkü onların da hayatında ve yaptıkları müzikte bu efsane grup en önemli yeri tutmuş bulunmaktadır.
(Not: Aşağıdaki video 1962 yıllarından ve ilk çıkış yıllarından… Bu arada takip eden 6-8 yıl içinde grup müziğini ve sözlerini inanılmaz derecede geliştirerek, pop (rock) müzük dünyasında resmen çığır açtı. Tüm şarkıları Youtube ortamında mevcut doğal olarak.)
