
Edirne’nin en değerli simalarından ve geçmiş belediye başkanlarından Sayın Güngör Mazlum kentin tarihi ve sosyal yaşamı ile ilgili kısa fakat güzel ve bilgilendirici bir yazı paylaşmış sosyal medya ortamında. Kendisinin hoşgörüsüne sığınarak ve de sosyal medya ortamında kaybolup gitmesin diye bu güzel yazıyı biz de aşağıda yayınlıyoruz.
“Değerli dostlar, size Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver hocamızın vaktiyle yayınlanmış bir makalesinden yararlanarak Tunca ve Meriç kıyılarındaki yalılarımızdan bahsedeceğim. Daha sonraki yazımda da nehirlerimizde yürütülen saltanat kayıklarından, zevraklardan (süslü kayık), zevrak yarışlarından ve zevrak atölyelerinden bahsedeceğim.
Edirne İstanbul’un fethinden önceki başkentlik döneminde çok parlak günler yaşadı. Ayrıca Avcı Mehmet’in (1648-1687) 39 yıllık saltanatının 21 yılını Edirne’de geçirmesi bu kadim şehrin iyice güzelleşmesini sağladı.
Edirne Saraçhane köprüsünden Kirişhaneye kadar olan alanda Tunca ve Meriç nehirlerinin kıyılarında yüzlerce zarif yalı inşa edildi. Bu yalıların büyük bir bölümü padişah Avcı Mehmet zamanında da vardı. Nitekim, Şair Tigi Beyin Tunca nehri kıyısındaki geniş 70 odalı sahilhanesi muhteşem bir yapıydı. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nın sahilhanesi Darülhadis camii hizasında ve Tunca kıyısındaydı. Tunca kıyısındaki bütün yalıların saçakları altın yaldızlı motiflerle süslüydü. Bu yalılar yaz aylarında sayfiye olarak kullanılıyordu. Yalıların ayrıca büyük ve bakımlı bahçeleri bulunuyordu. Bunların tamamı 450 kadardı. Bahçelerin meyve zamanlarında ayrıca ziyaret ve ziyafet günleri oluyordu. Bu günlere katılanlar gönüllerince bol bol eğleniyordu.
Osmanlı parlak dönemlerinde nehir kıyılarını iyi değerlendirmiştir. Günümüzde Tunca ve Meriç kıyılarından Edirneliler ne derece yararlanabiliyor. Bu sorunun cevabını sizlerin yorumlarınıza bırakıyorum.
Sağlık ve mutluluk dileklerimle.“
