Osmanl’nın ikinci başkenti, kadim şehir Edirne… Günümüzde, sahip olduğu müthiş bir hazineye ragmen hak ettiği ilginin çok altında teveccüh gören, maalesef (neredeyse) silik şehir Edirne…
Bu tespitleri beğenir beğenmez, bunlara katılır katılmaz bazıları… Hatta kızanlar bile olabilir, ama gerçek meydanda. Şehrin üzerinde bir “ölü toprağı” mevcut adeta. Kimsenin de umurunda (hatta farkındalık alanı dahilinde) bile değil. Herkes kendi dalgasında (işinde , gücünde, ilgi alanında anlamında).
“Yabancı Turist” diye baktığımızda, haftada 3-5 gün Bulgar akını var, esnaf mutlu para kazanıyor ya… Kentin yerlisi mutsuz gerçi, “Esnaf bize ikinci sınıf müşteri muamelesi çekiyor vs.” diye.
Pekiyi neden yeterince yabancı ziyaretçi gelmiyor bu kente Batı ülkelerinden özellikle? Örneğin, İngiliz, Alman, Fransız, İtalyan, İskandinav ve daha birçok diğer ülke vatandaşları…
Edirne ilinde bunların ilgisini yeterince çekecek, ve onları deneyimledikten sonra ülkelerine mutlu bir şekilde dönmelerini sağlayacak yeterince güzellikler yok mu? Tabii ki var, ama yeterince yararlanıyor muyuz bunlardan bu konu için?
Yanıt, hayır. Birçok hususa temas edilebilir tam da bu noktada, hiç şüphesiz. En başta da yetersiz altyapı olmak üzere. Evet en öncelikli konu olarak hem de. Denetlenebilen turistik tesisler, yol, su, elektrik, düzgün yiyecek yerleri, park alanları, temiz ve düzenli plajlar vesaire gibi.
Diğer taraftan ise bir de SAROS Körfezi olayı var ki bu da başlı başına bir çalışma konusu. Zira bu kentin tarihi ve kültürel güzelliklerinden yararlanırken, dünyanın belki de en özel denizlerinden biri olan SAROS Körfezini ise neredeyse “atlıyoruz”. Abartmıyoruz bunu söylerken, “neredeyse yok sayıyoruz”.
Bu kadar değerli bir bölgenin (hazine adeta) YURTDIŞINA TANITIM açısından bu kadar ilgiden yoksun bırakılması (malum ilgililerce) gerçekten de acı verici.
Burası başlı başına bir hazine. Düşünelim hele bir, “burası gerçekten medeni ve varlıklarına önem veren başka ülkelerin elinde olsaydı eğer, şu anda nasıl bir durumda olurdu”. Dünya buraya akardı – gerçekten de doğru dürüst / pırıl pırıl bir altyapı olsaydı tabii, ve de bunun tanıtımı “HAKKIYLA” (adam gibi) yapılabilseydi… Yalnız Türkiye’de değil, esas olarak Avrupa’da ve hatta tüm dünyada.
Ama ne gezer, doğru dürüst bir SAROS VİDEOSUNA bile rastlayamadık Edirne’deki ilgili turizm şubesinin portföyünde / arşivinde. Sorsak ne yanıt verilir acaba? “Bütçe yok” filan olur mu yanıt?
Gerçekten de bu ülkedeki o kadar çok güzellikler / varlıklar harcanıyor ki Allah sonumuzu hayır etsin diyebiliyoruz ancak. Eder mi, işte o bilinmez. Pek öyle olacakmış gibi de görünmüyor maalesef.
