
Edirne Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birisi olmuş yüzlerce yıl… Tabii ki birçok savaşlar, akınlar yaşamış olması ve de Osmanlı’nin ikinci başkenti sıfatı nedeniyle. Üstelik de sınır şehrimiz ve Türkiye’den Avrupa’ya yani Yunanistan ve Bulgaristan’a en yakın kentimiz, daha doğrusu bunların komşu kenti. Buraya kadar herhalde kimsenin itirazı olmaz sanıyorum.
Fakat nedense kentin üzerine bir ölü toprağı serilmiş gibi. Şöyle ki, diğer şehirlerden buradaki üniversitelere okumaya gelen öğrenciler olmasa şehir neredeyse hepten sessizliğe gömülecek izlenimini alıyor insan. Bir de son depremden sonra az sayıda göç almış malum nedenle (ki bu da ev fiyatlarına zirve yaptırmış).
Bunun sebebi ne olabilir diye düşündüğünüzde “acaba, burada çok muhacir kökenli yurttaşlarımız yaşıyor”. Vaktiyle Osmanlı’nın işgalinde olan Bulgaristan, Yunanistan vesaire gibi topraklardan anavatana göç eden bu vatandaşlarımız her ne kadar katiyetle laik anlayışa sahip genellikle de çok makbul insanlar olsalar da, muhafazakarlık da bu bölgelerin ortak özelliği olmuştur hep (Nereden biliyorsun diyen olursa, örneğin Yugoslavya kökenli çok yakın arkadaşlarım olmuştur. Ayrıca anneanne tarafım da Bulgaristan göçmenidir). Nedenlerinden birisi bu olabilir mi diye düşünüyor, insan.
“Bütün bunları neden paylaştın diye düşünenler olacaktır”, tam da burada.
Paylaştım, çünkü bakıyorum Hürriyet, Cumhuriyet gibi gazetelere, hani “bu kent ile ilgili önemli haberler var mı” vesaire diye. Allah inandırsın “Sınırda kaçak mal yakalandı, kaçak göçmen yakalandı, Jandarma trafikte denetim yaptı…” gibi haberlerden başka haber yok. Bir de hangi ev hanımı hangi üretimi yapmış da iş kurmuş filan falan. Bundan başka ara sıra gelip belediyenin kültür merkezinde gösteri yapan tiyatrocular, senede bir kitap fuarı.. Bir de bunlara ilaveten, “Yerel Tarih Grubu” vesaire gibi “çok küçük” toplulukların çok az insan tarafından duyulan ve daha da az insanın takip ettiği aylık toplantıları (ki onlar da haber bile olamıyor neredeyse).
Vallahi Edirne’de muhabirlik yapan arkadaşların işi bayağı bir zor – bu arkadaşların haber üretebilmek için bayağı bir yaratıcı olmaları gerekiyor, sanki…
Hani değerli Vali Yunus Sezer’in faaliyetleri olmasa yazacak paylaşacak haber yok neredeyse şehirle ilgili. İnsan gerçekten de merak ediyor tam da bu noktada; Yaklaşık 400 bin nüfusu olan hem de Edirne gibi önemli bir ilimizde nasıl olur da bu kadar kısır olur ilgili haberler? Bu kadar mı hareketsiz bu şehir?
Böyle mi olmalı, yukarıda belirtildiği gibi adeta üzerinde ölü toprağı serilmiş gibi mi olmalı? Nedir bu monotonluk? Bu güzel kentte biraz daha kıpırtı, hareket, aktivite vs. olamaz mı? Veya bunlar doğru değilse, insan neden bu duygu ve izlenime kapılıyor, öyleyse?Şehir kendini layıkıyla ifade edemiyor mu acaba, gerekli tanıtım kanallarını layıkıyla kullanamadığı (veya sorumlu olanlar kullanmadığı) için? Eğer öyleyse kime ne görev düşüyor bu güzel ve tarihi kenti çok daha fazla ön plana çıkarabilmek için?
İşte, bu soruların yanıtları bir bakıma belli esasında, tabii. Hatta, sorumlu olanlar da ya farkında değiller, ya da esasında biliyorlar ama umurlarında değil. İşte bunların yanıtını da bu kentin değerli halkı seçimlerde verebilmeli – “tabii onlar da durumun farkındaysa eğer”.
